Başkanın, İmamoğlu’na önce Fatih Yadoğlu ile tanışıklığı olup olmadığını sorusuna “Yok” yanıtını veren İmamoğlu,  “Aziz İhsan Aktaş’la tanışıyor musun” sorusuna da "Allah korusun” diye karşılık verdi.

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasının 101’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülüyor.

İmamoğlu’nun savunmasını dördüncü günde tamamlamasının ardından çapraz sorgusuna geçildi.

Mahkeme Başkanı’nın Adem Soytekin ile tanışıklığı ve arasındaki ilişkisi sorulan İmamoğlu, şu yanıtı verdi:

“2007 ya da 2008 yılındayken ben henüz siyasette değilken firmamın işlerinin taşeronluğunu yapmıştı, tanışıklığımız ordandı. O zamandan tanırız. İşini iyi yapar, pratik bir yüklenicidir, hızlı, kaliteli iş yapar. Kamu kurumlarına da iş yaptığını biliyorum. Bu işler de kurumların arşivlerinde vardır, dilerseniz oradan ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda muhtelif bir takım sahada üretilen işleri, konusu geçen kreşler gibi ibadethaneler gibi içinde cami var cemevi var, birtakım yapıları da yaptığını da biliyorum. Tabii ki size detay verecek durumda değilim. Ama hani bütün bu işlerin detayları zaten kurumların arşivlerinde mevcuttur. İstediğinizi de alabilirsiniz. Gizlisi saklısı olmayan bir sürecin içerisinde iş yüklenen birisidir. Şu konuştuğumuz diyalog kadar bir iş için Adem Bey'le sohbetim de olmamıştır bu arada. Ama şantiye ziyaretlerimde karşılaşmışımdır. Yüklenicim iken dahi böyle bir teknik sohbetimiz olmamıştır. O zaman da firmamın yöneticileri, mühendisleriyle konuşuyordu. Ama selamlaşırız, otururuz, şaka da yaparız şantiyelerde şurada burada. İlişki gayet insanidir, iş insanı ve iş insanı kimliğiyle olan bir irtibat. Bir de kuruma yüklenici pozisyonunda olan şahsiyet olarak tanıdığım, bildiğim kişidir.”

MAHKEME BAŞKANI: "ADEM SOYTEKİN'İN BEYANLARI SORUŞTURMA AŞAMASINDA DA AYNIYDI"

Mahkeme Başkanı, “Adem Soytekin’in beyanları soruşturma aşamasında da aynıydı, burada da beraber dinledik aynı şeyleri söyledi. ‘Beni yönlendirdikleri iş insanlarından hakedişleri aldım’ dedi. Bunları nasıl açıklarsınız?” şeklindeki soruya İmamaoğlu, şu yanıtı verdi:

“Çok net. Hiç öyle çok bilinmeyenli denklem değil, Sayın Başkan. Yani bu Ekrem İmamoğlu-Beylikdüzü Belediyesi ya da Ekrem İmamoğlu-Büyükşehir Belediyesi diyaloğunda gökten bir yöntem indi vesaire. Böyle bir örneklem değil bu. Yani çok üzerinde düşünülecek, sizi yoracak bir mesele de değil yani. En güzel örneğini burada Babacan İnşaat verdi. Dedi ki, hatta sizin ya da iddia makamının ısrarlı sorusuyla birlikte cevap verdiğini hatırlıyorum. Burada dedi ki, 'ben işte sanırım o gün Sait Çalık'ın açıklamalarından sonra bir spor salonu veya işte oradaki bir inşaatın tamamlanmasıyla ilgili öğrenci yurduydu Yaşar Acar Fen Lisesi'nde. O binanın yapımında Asoy İnşaat olduğunu öğrenince şüphe etmedim. Çünkü zaten AK Partili Esenyurt Belediyesi döneminde de aynı şekilde ben bir caminin yapılması için de yine Asoy'a işi vermişlerdi onlara ödeme yapmıştım. Asoy'a yapmıştım. Onun için hiç tereddüt duymadım' dedi.

Yani bakın burada iddiayla söylüyorum, ister Esenler'e bakın, ister Büyükşehir Belediyelerine bakın ya da ister ne bileyim başka belediyelere yani aklıma gelmiyor şu anda, sayarız yani Bahçelievler, şusu busu. Bütün belediye başkanlarına bakın, bu yöntem belediyelerde uygulanır. Siz de birkaç kez imalı şekilde, imalı derken kötü algılamayın, sordunuz. 'Ya bu iş böyle mi olur, niye böyle hani iş varken resmi kanal varken' vesaire. Bunun farklı sebepleri vardır. Ya şahıs o işe o şekilde dahil olmak istemiyordur, yani 'birini gösterin vereyim yapsın o' veya 'işte ben bulayım, ben vereyim yapsın o' gibi farklı yöntemlerle meclise girmek oradan resmi bağış yapmak inşaat şirketlerinin de işine gelmez.”

İmamoğlu, müteahhitlik geçmişini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Başkan ben 35 senedir iş insanıyım. Müteahhitlik yaptım. Ben 92 yılından itibaren babamla Beylikdüzü'ndeyiz. Anavatan Partili, SHP'li, MHP'li, AK Partili belediyeler dahil spor sahası yaptım. Kapalı spor salonuna destek oldum. Kültür merkezinin temel betonunu döktüm. Yani bir okulun kaba inşaatının yüzde 50'sini yaptım. Ne kadar anlatırım size biliyor musunuz yani. Sanki bir şey, bir mucit bir şey icat etmiş de Ekrem İmamoğlu'yla burada arkadaşlar bir suç işlemiş Adem de bu işin faili olmuş. Öyle bir şey yok. O kadar, o kadar basit bir olay. Sorunuzun net cevabı budur.”

“UYGULANAN USUL BU, TÜRKİYE’NİN GERÇEĞİ BU”

Mahkeme Başkanı, “Yani yapılan işlemin hukuki gayrihukuki olduğu kısmı değil de uygulanan usul bu mu diyorsunuz zaten” diye sordu. İmamoğlu, “Uygulanan usul bu Sayın Başkan. Çok net, Türkiye'nin gerçeği bu” yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ruhsatsız ve kaçak binalardan bağış alındığına ilişkin sözlerini hatırlatan İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Az önce size manşet gösterdim burada. Kimin manşeti? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın manşeti. Daha kötüsünü yapmış. Ne diyor? 'Ruhsatsız ve kaçak binalardan bağış alıyoruz' diye kendi demeci var. Ben kimsenin ruhsatsız inşaatından ya da temelsiz inşaatından bir bağış almadım. İnsanlarla, arkadaşlarımla konuştuğumu biliyorum. Kimseyle de birebir muhatap olmadım. Ama arkadaşlarımın kamu yararına, kamu faydasına konuştuğunu adım kadar iyi biliyorum. Çünkü bunların neredeyse tamamının açılışını yaptık. Yani bunun başka türlüsünü burada üretmeye çalışan insanların nasıl 2019 öncesi örnekler gittiğinde kovuşturmaya gerek yoktur ya da dosyaya almadıklarını da gördük. O bakımdan çok net. Adem'le olan ilişki çok net.”

“BUNUN ADINDA NE İRTİKAP VARDIR, NE RÜŞVET VARDIR”

İmamoğlu, Soytekin’in hem Beylikdüzü Belediyesi hem de İBB döneminde resmi işler yaptığını belirterek, bağışların nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin şunları söyledi:

“Burada yapılan iş 2 türlüdür. Evet resmi işleri de vardır, ihaleye girmiştir, almıştır, yapmıştır hem Beylikdüzü döneminde hem Büyükşehir Belediyesi döneminde. Yani şirazesi kaymışsa 8 tane 12 tane ifade vermişse o beni ilgilendirmez. O kendi bileceği iş. Ama evet resmi işler de yapmıştır. Kurumdaki insanların görüşmeleri esnasında bu pratikliği ve bu hızlı iş yapma karakteriyle, açıkçası daha Türkçesini söyleyeyim bazen gözü kara, ‘yapmamı istiyorsunuz yapayım’ der ve girer yapar. Sonradan bazı şeyleri de kendisine yine bu bağış yapan insanların buluşturulmasıyla ödenmiştir. Bunun adında ne irtikap vardır, ne rüşvet vardır. Bunu söyleyen, bunu yazan kesinlikle kasıtlı ve kesinlikle siyasi bir saikle bunu buraya yazmıştır. Burada gelen insanların bile önemli bir kısmı yaptık dedi, örnek verdi.”

Mahkeme Başkanı, 11. Mahalle olarak anılan eylemde Adem Soytekin’e devredilen daireleri ve Uğur Güngör’ün açıklamalarını hatırlattı. İmamoğlu, “Ben 11. Mahalle ile ilgili detayları bilmiyorum. Yani onları Mehmet Bey anlattı. Yani inanın hiç hafızamda hatırlamıyorum bile” diye konuştu. Mahkeme Başkanı, Doğuş Holding tarafından Adem Soytekin’e deprem konutu adı altında gönderilen parayı da sordu. İmamoğlu, “Tabii o zaten hem o söylüyor, orada depremle ilgili bir barınma yeri yapılacaktı diye. Kaldı ki oranın açılışını ben yaptım. Açılışında ben vardım. Dönemin belediye başkanı Lütfü Savaş denen şahıs vardı. KİPTAŞ Genel Müdürü vardı. Çünkü onların da bir bölümü KİPTAŞ üzerinden koordine ettiler, sahaya müşavirlik hizmeti verdiler. Çok önemli, ciddi bir yerleşkeydi” dedi.

Mahkeme Başkanı, Doğuş Grubu’nun neden parayı doğrudan belediyeye şartlı bağış olarak göndermediğini, bunun yerine Adem Soytekin üzerinden işlem yapıldığını sordu. Dekontlarda 191 milyon lira göründüğünü belirten Mahkeme Başkanı’nın soruları üzerine İmamoğlu, “Yok, 10 milyon dolar yok orada. Hayır hayır öyle o kadar büyük bir rakam değil” dedi.

“MESELE RIZALIK MESELESİDİR, RIZALIK ALINMIŞTIR”

Söz konusu yapıların deprem konutu değil, geçici barınma evleri olduğunu belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Evet yani geçici barınma evleriydi. Hâlâ kullanıldığını biliyorum. Orası o şekilde tasarlanmıştı. Hatta oranın yapımında şöyle de bir bağış var, örnek veriyorum. Yani tek başına Doğuş'un bağışı da o işe yetmedi. Orada örneğin o dönemin CHP milletvekillerinin de birer maaş desteği vardır. İşte bir maaş ödeyenlerden biri burada; Aykut Erdoğdu da mesela oraya bir maaş ödedi. Pratik bir işti. Yanılmıyorsam o dönemde CHP grubu parayı KİPTAŞ'a gönderdi. KİPTAŞ da yine bu şekilde müteahhidin o yapımına karşılık yaptı. Bunlar usulsüz, kanunsuz, hukuksuz işler değil. Yerin tahsisi var. Evet, belediyeyle bazen direkt ilişkilendirilmesi gereken işler de olmuştur. Tabii ki bunun hukuki gerekçeleri, dönemsel ihtiyaçlar, bir işin hızı...

Mesele, bu işin kamu yararına dönüşüp dönüşmediği meselesidir. Mesele rızalık meselesidir. Rızalık alınmıştır, rızalık karşılıklı yürütülmüştür. Herkes yapılan işten memnun olmuştur. En azından ben, dediğim gibi sürecin detaylarına hâkim olmamakla birlikte, en azından ben başlangıcında da sonunda da o insanlarla karşılaştığımda herkes memnuniyetini belirtmiştir.”

“KAMU YARARINA DÖNÜŞMESİYLE İLGİLİ BİR KUSUR OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

İmamoğlu, kreş yapımı için iş insanlarına yönelik bir tanıtım toplantısı düzenlediğini belirterek, bu toplantıda yaptığı çağrıyı da aktardı:

“Bakın Sayın Başkan, kreşlerle ilgili ‘Gelin, birlikte kreş yapalım. İster kendiniz yapın, ister resmi bağış yapın, ister bir yapımcıya ödemesini yapın o yapsın; İstanbul'u kreşlerle donatalım’ diye Taksim'de bir otelde ben lansman yaptım. Yüzlerce insan oraya geldi; iş adamı var, hali vakti yerinde olan insanlar var. Bakın, şu anda AK Parti kabinesinde bakanlık yapan birinin kardeşi bile var. Şimdi diyorsunuz ya ‘Niye öyle bir yol tercih etti?’ Vatandaş arka kapıda dedi ki: ‘Ben ismimin görülmesini hiç istemiyorum ama annemin adına böyle bir ruhen kendimce bir şeyim var, yardımcı olmak istiyorum’ demiş mesela. O da öyle bir ödeme yapmış. Yani bunun o süreçteki kamu yararına dönüşmesiyle ilgili bir kusur olduğunu ben düşünmüyorum. Bunun, yapılan işe göre, yapıldığı yere göre, insanlara ve kamuya dönen faydaya göre yürütülüş biçimi budur.”

ERTAN YILDIZ’IN DOĞUŞ GRUBU İDDİASINA YANIT: “SİZ BUNU GERÇEK OLARAK MI KABUL EDİYORSUNUZ YOKSA BEYAN MI?”

Mahkeme Başkanı, Ertan Yıldız’ın 2023 yılının ikinci yarısında Saraçhane’de yapılan bir toplantıya ilişkin beyanını aktardı. Mahkeme Başkanı, “Yıldız’ın anlatımına göre toplantıda siz, Can Akın Çağlar ve birkaç kişi daha bulunuyordu. Yıldız, sizin Çağlar’a Doğuş Grubu’yla ilgili 10 milyon doların tahsili konusunda ne yapıldığını sorduğunu, Çağlar’ın da şirketin CEO’su Hüsnü Bey ile görüştüklerini söylediğini’ anlattı. Yıldız, sizin, ‘Paranın tamamını resmi vermelerine gerek yok, büyük bir kısmını gayriresmi alalım. Seçimler yaklaşıyor, paraya ihtiyaç olacak’ dediğinizi iddia etti” dedi. İmamoğlu, Mahkeme Başkanı’na, “Siz bunu gerçek olarak mı kabul ediyorsunuz Sayın Başkan, yoksa beyan olarak mı?” diye sordu.
Mahkeme Başkanı, “Ben şu an kabul etmiyorum. Siz muhatap olduğunuz için soruyorum. Hani şimdi böyle bir iddiada bulunduğu için” yanıtını verdi.

İmamoğlu ise Yıldız’ın beyanına karşılık Doğuş Grubu’nun ve Can Akın Çağlar’ın açıklamalarını hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Tamam. Niye sordum? Şunun için sordum: Çünkü aynı beyana karşılık Doğuş, ‘Ben böyle söylemedim’ dedi. ‘Böyle bir... Böyle bir muhataplıkla karşı karşıya kalmadım’ dedi. Can Bey de ‘Benim yanımda böyle bir konuşma geçmedi’ dedi. Dolayısıyla Ertan gibi artık her yönüyle ne yazık ki beni de şaşırtan, kurum içindeki birçok tespitli yapmaması gereken birtakım işleri yapmış birisi olarak benim için muteber bir söz değildir. Sizin önünüzde şu anda onun aleyhine üç tane daha bana göre muteber beyan var, onları dikkate almanızı öneririm.”

“KENDİLERİNİ KURTARMAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞMAK İÇİN...”

Mahkeme Başkanı, Ertan Yıldız ve Adem Soytekin’in ifadelerinde İBB bünyesinde bulunduğu ileri sürülen yapılanmaya ilişkin anlatımları sordu. Cebeci hafriyat bölgesi, Boğaziçi, Medya A.Ş., Kültür A.Ş. ve KİPTAŞ üzerinden çeşitli isimlerin yer aldığı beyanları hatırlatan Mahkeme Başkanı, belediye içerisinde ayrı bir yapılanma olup olmadığını sordu. İddiaları reddeden İmamoğlu, “Hukuksuz yöntemler yürüten ve insanları düşürdükleri bu durumlardan dolayı az önce bahsettiğiniz kişilerin defalarca vermiş olduğu tamamen mesnetsiz, kendilerini kurtarmak ve özgürlüklerine kavuşmak için verdikleri süslü kelimeler, süslü beyanlar. Bir bölümünü zaten verenler sonradan ‘Ben böyle demedim’ ya da işte ‘şablondur’ diye de ifade etti” diye konuştu.

“SÖYLEDİKLERİMİN ARKASINDAYIM”

İmamoğlu, belediyedeki organizasyon şemalarının kurumsal olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Başkan, Ekrem İmamoğlu'nun ortaya koyduğu her organizasyon şeması bilimseldir, kurumsaldır ve kurumun menfaatinedir. Karşısı asla ve asla mümkün değildir. Büyükşehir Belediyesi içerisinde olan bütün bürokratlardan azami derecede faydalanmayı ve faydayı en üst seviyeye, verimliliği en üst seviyeye çıkartmayı hedefleyen çalışma biçimini ortaya koyma gayreti içerisinde olmuşuzdur. Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin birtakım siyasi kimliklerinden, meclis üyelerinden farklı alanlarda faydalanmaya gayret etmişizdir. Bizim gizlimiz saklımız yok. Kayıtlıdır, evraklıdır. Cebeci ile ilgili belki de dinlediğiniz en uzun anlatımı ben burada size yaptım. Her biri evraklıdır, kayıtlıdır. Safsataya hiçbir şekilde içinde yer yoktur, gayet tutarlıdır. Söylediklerimin arkasındayım. Bu meselelerle ilgili burada bulunan bürokrat arkadaşlarımın, belediye başkanı arkadaşlarımın da söylediklerinin altına imza atıyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada savunması alınan Ekrem İmamoğlu'nun çapraz sorgusu devam ediyor. Mahkeme Başkanı, İmamoğlu'na sorular yöneltti.

Hâkim, Yakup Öner’in anlatımında yer alan "100 bin doların elden alındığı" iddiasını İmamoğlu’na sordu. İmamoğlu, iddiayı reddederek, “Öyle bir şey yok. Bu iddiayı kesinlikle kabul etmiyorum” dedi.

Başkanın, Öner’in maaşı dışında kendisinden elden başka bir ödeme alıp almadığını sorması üzerine İmamoğlu, “Öyle bir şey yok. Ne şahsen böyle bir teslimim var ne de böyle bir durum söz konusu” yanıtını verdi.

Öner’in belediyedeki konumuna ilişkin de konuşan İmamoğlu, kendisinin başkan danışmanından ziyade teknik danışman olarak çalıştığını belirterek, “Başkan danışmanlığı özel bir statüdür. Daha önceki soru-cevaplarda bu statüyü kime verdiğimi aktarmıştım. Yakup Öner onlardan biri değildir” dedi.

Öner’in belediyedeki resmî görevini sorulması üzerine İmamoğlu, “Başkan danışmanı statüsünde, daire başkanı kadrosunda görev yapıyordu” dedi. Öner’in belediyeden maaş aldığını da doğrulayan İmamoğlu, “Daire başkanı statüsünde devlet memuruydu ve bu şekilde tanımlanmıştı. Yani öyle kapıdan giren biri değildi” ifadelerini kullandı.

“BUNUN ADI SİSTEM DEĞİL, LİDERLİK ANLAYIŞIM”

Başkan, Yakup Öner’in 10 Temmuz 2025 tarihli ifadesinde, İmamoğlu’nun belediyedeki yapılanmasını Fatih Keleş, Murat Ongun ve Ertan Yıldız üzerinden tarif ettiğini; Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Köksal’ı ise “sistem dışındaki adamlar” olarak nitelendirdiğini aktardı.

İmamoğlu, bu anlatımlara karşı çıkarak, belediyede görev dağılımı ve yetkilendirme yapıldığını belirterek, “Yakup Bey’e bir dosya verdiğimiz zaman elbette o dosyayla ilgilenir, sorumluluğunu üstlenir. İlgili kişilerle görüşür, ne istediklerini anlamaya çalışır ve kurumun bunu yapıp yapamayacağını değerlendirir. İBB’nin bir işi yapıp yapamayacağı konusunda Yakup Bey benden başka kimseden talimat almaz” dedi.

Fatih Keleş ile Ertan Yıldız arasındaki ilişkiye de değinen İmamoğlu, “Fatih Bey’in ona talimat vermesi söz konusu değildir” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, “Bunun adı sistem değil, Ekrem İmamoğlu’nun liderlik anlayışıdır. İnsanlara bir çalışma alanı tanımlarsınız. Ben de Fatih Bey’e talimat vermiyorum; ‘Şuna bakar mısın?’ diyorum. Fatih Bey benim memurum değil. Kendisiyle bütün seçimlerimde omuz omuza çalıştığım bir kardeşim, bir arkadaşımdır” diye konuştu.

Soruşturma sürecindeki ifade alma yöntemlerini de eleştiren İmamoğlu, bazı kişilerin usulsüz yöntemlerle savcılığa getirildiğini ve kendilerine telkinlerde bulunulmaya çalışıldığını öne sürdü. İmamoğlu, “İnsanların özgür iradeleriyle ifade verip vermediğini, sorgulama yöntemlerinin usule uygun olup olmadığını da değerlendirmeniz gerekir” dedi.

İmamoğlu, “Benim cevabım nettir: Ekrem İmamoğlu’nun organizasyonu usule uygundur. İçinde ‘sistem’ diye tarif edilen bir yapı yoktur” ifadelerini kullandı.

 “OPERASYON ÖNCESİ PARA VE BELGELERİ TAŞIYIN” İDDİASINA YANIT

Başkan, Adem Soytekin’in ifadesinde, operasyon öncesinde İmamoğlu’nun kendisine “Tedbirini aldın mı? Operasyon yapılacak, sen de listedesin. Emanet etmen gereken para veya belge varsa bunları Turan Taşkın Özer’e emanet ver” dediğinin ileri sürüldüğünü aktardı. İddiada, görüşme sırasında avukat Mehmet Pehlivan’ın da bulunduğu ve süreçlerin bir bölümünü organize ettiği öne sürülüyordu.

İmamoğlu, iddiaya tepki göstererek, “Yani 'herkese tedbir almasını' söylemişim ama kendim tedbir almamışım. Hesaplarımda para duruyor, babamın hesabında para duruyor. Herkesin para hareketleri belli. On gün önce, bir ay önce hangi para varsa hâlâ hesaplarda duruyor. Ben hesabımdan bir lira bile çekmemişim. Ne babam ne eşim para çekmiş. Ama ben herkese ‘parayı oraya götür, bunu buraya getir’ diye talimat vermişim” dedi.

Operasyon yapılacağına ilişkin iddiaların daha önce de gündeme geldiğini kaydeden İmamoğlu, “2024’ten itibaren, mayıs-haziran aylarından başlayarak Ekrem İmamoğlu’na operasyon yapılacağı, hazırlık yürütüldüğü konuşuluyordu”  ifadesini kullandı. İmamoğlu, kendisi ve ailesinin hesaplarının incelenmesini isteyerek, “Benim para hareketlerimi bir yıl, iki yıl boyunca incelesinler. İmamoğlu İnşaat’ın, benim, eşimin ve babamın hesaplarına baksınlar. Herhangi bir yere olağan dışı bir para transferi yapılmış mı, incelesinler. Bir kuruşluk şaşırtıcı bir şey bulsunlar, onu konuşalım” şeklinde konuştu.

“AZİZ İHSAN AKTAŞ'LA TANIŞIYOR MUSUN" SORUSUNA İMAMOĞLU'NDAN “ALLAH KORUSUN” YANITI

Başkanın, İmamoğlu’na önce Fatih Yadoğlu ile tanışıklığı olup olmadığını sorusuna “Yok” yanıtını veren İmamoğlu,  “Aziz İhsan Aktaş’la tanışıyor musun” sorusuna da "Allah korusun” diye karşılık verdi.

Başkan, daha sonra Aziz İhsan Aktaş ve Fatih Yadoğlu’nun beyanlarında yer alan, Florya’daki başkanlık konutunda İbrahim Bülbüllü’nün başkanlığında toplantı yapıldığı ve İETT ile diğer kurumların işlerini alan şirketlerden para toplanarak bir havuz oluşturulduğu iddiasını sordu. Toplantıya katılmayan şirketlerin iş alamayacakları yönünde uyarıldığı iddiası da gündeme geldi.

İmamoğlu, söz konusu toplantıdan haberi olmadığını belirterek, “Bilgim olmadığı gibi orası bir başkanlık konutu değil” dedi. Florya’daki yerin İstanbul Planlama Ajansı’na dönüştürüldüğünü ifade eden İmamoğlu, “Öyle bir toplantıdan benim haberim yok” diye konuştu.

 “DİK DUR, BİZİ SATMA” NOTU İDDİASI...

Başkan, Adem Soytekin’in 16 Haziran 2025 tarihli ifadesinde, "cezaevinde avukatlar aracılığıyla baskıya maruz kaldığını, milletvekilliği teklif edilerek susturulmaya çalışıldığını ve kendisine İmamoğlu’na ait olduğu ileri sürülen el yazısı notların okutulduğunu söylediğini" aktardı. Soytekin’in hatırladığı notlardan birinin “Adem, dik dur, bizi satma” içerikli olduğunu belirtti.

İmamoğlu, böyle bir not yazıp göndermediğini belirterek, “Durumu hatırlamıyorum. ‘Dik dur’ güzel bir laf. Yan durma, dik dur. Beğendim. Demişsem demişimdir. Ama öyle bir not yazmadım, göndermedim. Dik dur güzel bir sözdür. Durup durmamak kendi takdiridir. Keşke herkes dik dursa. Bizim orada horon da dik oynanır, Sayın Başkan. Belki aklıma oradan gelmiştir" diye konuştu.

"VİLLA DEVRİ" İDDİASI: “DEVREDİLEN ŞEY VİLLA DEĞİL, BİR ŞİRKETTİR”

Duruşmada, Ali Nuhoğlu’yla bağlantılı villa devri konusu da gündeme geldi. Başkan, daha önce Nuhoğlu’na da sorulan konuya ilişkin İmamoğlu’ndan açıklama istedi. İmamoğlu, “Sayın Başkan, devredilen şey villa değil, bir şirkettir. Şirketin sahip olduğu iki ev söz konusu. Bunlar, ailece oturmayı planladığımız ve 2019’da şirketim tarafından satın alınan evin hemen önündeki iki evdi” dedi.

Nuhoğlu’nun söz konusu iki evi satın aldığını belirten İmamoğlu, işlem öncesinde ve sonrasında kendi firmasının sorumlusuyla irtibat kurduğunu anlattı. İmamoğlu, iki evin yaklaşık 35 yıllık olduğunu ve deprem güçlendirmesi yapıldığını söyledi. İşlemin ayrıntılarını anlatan İmamoğlu, “Toplam büyüklüğü 450 metrekare olan, 35 yıllık ve deprem güçlendirmesi yapılmış iki eve karşılık toplam büyüklüğü bin 500 metrekare olan üç ev, yani üç villa veriliyor. Ayrıca 500 bin dolar da söz konusu. İlk anlaşmada 87 milyon lira, 500 bin dolar ve bir villa üzerinde anlaşılıyor. 87 milyon lira bir yıl içinde ödenmeyince şirketimiz bunun karşılığında iki villa daha veriyor” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, söz konusu işlemin bir ticaret olduğunu belirterek, “Size anlatıldığı gibi ‘Kâr etmedim, zarar ettim’ meselesi, İmamoğlu ile Nuhoğlu şirketleri arasında sonradan yapılacak bir hesap kitap meselesi değil. O günün koşullarında el sıkışılarak yapılmış bir ticaret var” dedi.

“BEN NAMUSUMLA TİCARET YAPTIM”

İmamoğlu, villa devrine ilişkin iddialara karşılık ellerinde evrak, ödeme kayıtları, noter belgesi ve arabuluculuk sözleşmesi bulunduğunu söyledi. Başkanın, Nuhoğlu’nun "hak edişlerini alamadığı için böyle bir durumda olduğunu söylediğini" hatırlatması üzerine İmamoğlu, şunları söyledi:

“Hayır. O başka bir şey. Bu bir yalan, bir laf. Başkanım, bizde evrak var, belge var, ödeme kayıtları var, noter belgesi var, arabuluculuk sözleşmesi var. Diğer tarafta da beyanlar var. Bizim yaptığımız ticarettir. İçinde hak ediş yok, başka bir şey yok.

Ben evime, ticaretime, şahsi alanıma ve namusuma hiçbir şeyin el değdirmesine izin vermem. Hiçbir şeyin. Hiç kimsenin hırsına ve yalanına da el değdirtmem. Ben namusumla ticaret yaptım. 3 bin 500 ev, 150 villa yaptım. İki villa alacağım diye 35 yıllık ticaret hayatımı yere gömemem.” .

Kendisi hakkında haber yapanlara ve iddianameyi hazırlayanlara da seslenen İmamoğlu, “Bana manşet atanlar hangi evlerde oturuyor? Bu manşetleri büyütenler o evlerde hangi tapularla oturuyor? Bu iddianameyi yazanlar ya da yazdıranlar hangi evleri almış, hangilerini gizliyor, tapu kayıtlarını neden vermiyor? Onlar açıklasın. Benim açıklamam nettir, Sayın Başkan. Evimin tapusu var, protokolüm var, arabuluculuk sözleşmem var, noter evrakım var. Olmayan hiçbir şey yok. Diğerleri lafügüzaf” diye sözlerini tamamladı.

Mahkeme Başkanı'nın sorularının ardından savcının sorularına geçildi.

“BEN HİÇKİMSEYLE GÖRÜŞMEMİ GİZLEMEM”

Murat Gülibrahimoğlu ile ilişkisini soran savcı, İmamoğlu ile Gülibrahimoğlu’nun 2020-2025 yılları arasında yüzlerce kez sıfır metre veya 50 metre arayla ortak baz verdiğini, 2024 yılında Bodrum’da da baz birlikteliği bulunduğunu söyledi. İmamoğlu, baz kayıtlarına ilişkin soruya, “Onu Telekom’a sorun ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam. Ben görüştüğüm hiç kimseyle olan görüşmemi gizleyecek kadar görünmeyen, bilinmeyen bir adam değilim. Boyum, posum yerinde” yanıtını verdi.

Gülibrahimoğlu’nu ilk kez, Cebeci sahasına ilişkin bir sunum sırasında gördüğünü anlatan İmamoğlu, “Ben hiç kimseyle görüşmemi gizlemem. Orada niye sıfır baz, niye bilmem ne? Onu gidin kurumlara sorun, benim işim değil. O konuda bir sürü teknik inceleme var, dosyada da var” dedi.

“GİDİN BİR ÖNCEKİ DÖNEM AK PARTİ İL BAŞKANI’NA SORUN”

Gülibrahimoğlu’nun geçmişte konkordato ilan etmesiyle ilgili sorulara da yanıt veren İmamoğlu, “Onu da gidin bir önceki dönem AK Parti İl Başkanı’na sorun, Osman Nuri Kabaktepe o dönemde ortağı olduğunu kendi de gazetelerde açıkladı. 'Ben ortaklığımı 2019 itibarıyla ayrıldım' diye kendi açıklaması var. Onu gidin ona sorun, bana sormayın. Ben gerçekten tanımıyorum” diye konuştu.

İmamoğlu, Cebeci sahasına ilişkin iddianame bölümünü reddederek, “Bir kere söylediniz, iddianameyle ilgili girişte yazılan ama zaten ben iddianamede yazılan tümüyle yanlış olduğunu söylüyorum. Tümüyle. Uydurmuşlar yani. Cebeci nedir bilmiyorlar. Yani Çevre Koruma Müdürlüğü’nün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Çevre Koruma Daire Başkanlığı’nın orayla ilgili yetkisini de bilmiyorlar. Yani Sultangazi Belediyesi’nin yetkili olduğu alanları da bilmiyorlar. Tümüyle reddediyorum Sayın Savcı” ifadelerini kullandı.

“BURASI KANUNLA KURULMUŞ BİR MADEN SAHASI, HAFRİYAT DÖKÜM SAHASI DEĞİL”

Savcının, hafriyat döküm sahalarının belirlenmesi, döküm izni verilmesi ve taşımaya ilişkin düzenlemelerin İBB’nin yetkisinde olduğunu öne sürmesi üzerine İmamoğlu, Cebeci’nin bu kapsamda değerlendirilmesine karşı çıktı. İmamoğlu, “İstanbul ölçeğinde hafriyat döküm sahalarından sorumludurlar bakın. Burası kanunla kurulmuş bir maden sahası. Hafriyat döküm sahası değil” dedi. İBB Meclisi’nden geçirilen hafriyat döküm sahalarıyla Cebeci’nin farklı olduğunu belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Bahsettiğiniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden geçirilen hafriyat döküm sahaları ya size ait olabilir ya bana ait olabilir şahsen. Ya da Orman Bakanlığı’ndan veya muhtelif bakanlıklardan hafriyat dökmek için İBB tarafından kiralanır. Bunlar gerekli izinler bakanlıklardan aldıktan sonra Meclis'ten geçirilerek izin verilir.”

“TMSF’NİN YÖNETİMİNDEKİ GÜLİBRAHİMOĞLU’NA AİT ŞİRKET GÜRÜL GÜRÜL DÖKÜME DEVAM EDİYOR”

İmamoğlu, İBB Meclisi’nde 2019-2024 yılları arasında AK Parti’nin çoğunlukta olduğunu belirterek, bu dönemde ilgili tekliflerin büyük bölümüne onay çıkmadığını söyledi. İmamoğlu, “2025 19 Mart’tan bu yana ne Meclis kararı var Sayın Savcı, ne de Büyükşehir Belediyesi’nin orada bir kontrolü var. Ama İstanbul Valiliği Başkanlığı’nda TMSF’nin yönetimindeki Murat Gülibrahimoğlu’na ait şirket, gürül gürül döküme devam ediyor” dedi.

Savcının, İBB Çevre Koruma Daire Başkanlığı’nın sahaya izin vermediğine ilişkin yazısını ve İSTAÇ Genel Müdürü’nün beyanlarını hatırlatması üzerine İmamoğlu, atık taşıma ve kabul belgesi ile döküm izninin farklı olduğunu ifade etti. İmamoğlu, “O söylediğiniz şey yol döküm belgesi. Yol belgesini verir İBB. Yol belgesi dediğimiz şey de o kamyonların yolda gezmesiyle ilgili bir belgedir. Nereye döktüğüyle ilgili bir belge değildir. Bunu da müteahhit satın alır” diye konuştu.

Savcının, atık taşıma ve kabul belgesinin tonaj bazlı olduğunu belirtmesi üzerine İmamoğlu, İBB’nin Cebeci sahasındaki yetkisini yineleyerek, “Tekrar oraya kaçıyorsunuz? İBB’nin yetkisi olmayan bir yerde diyorsunuz ki 'buraya niye bunun dökülmesine izin verdiniz?' İBB’nin yetkisi yok” ifadelerini kullandı.

Cebeci sahasının denetimine ilişkin Sultangazi Belediyesi’nin yazısını hatırlatan İmamoğlu, İBB’nin gelen şikayet üzerine ilçeden bilgi istediğini ve Sultangazi Belediyesi’nin sahayı denetlediğini bildirdiğini anlattı. İmamoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Daha önce yine CİMER’den gelen bir şikâyet üzerine ben teftiş izni veriyorum. O dönemde sorumlu olan Sultangazi Belediyesi’ne yazı yazıyor Büyükşehir Belediyesi, oradan sorumlu o çünkü. Ve Sultangazi Belediyesi’nin verdiği cevap da dosyanızda var. Diyor ki: Biz hiç merak etmeyin Cebeci’yi 7/24 kontrol ediyoruz. Bak, ediyoruz diyor. Demiyor ki İBB sen sorumlusun.”

Sultangazi Belediyesi’nin yanıtında polisle birlikte denetim yapıldığının da belirtildiğini söyleyen İmamoğlu, “Ey İBB, ben 7/24 burayı kontrol ediyorum, denetliyorum. Hatta polisle birlikte denetliyorum. Polis de bana yardımcı oluyor. Şu kadar araç görevli, şu kadar ekip görevli diye cevap yazıyor. Evet, kabul ediyor, diyor ki burayı denetleyen benim diyor, hiçbir şey yok diyor, yazı yazmış. Niye ciddiye almıyorsunuz bu evrakı? Yani niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz” diye sordu.

İmamoğlu, İBB’nin 19 Mart’tan bu yana sahada bulunmadığını yineleyerek, “19 Mart’tan bugüne 19 ay geçmiş, İBB hiçbir yerinde yok. Sadece Valiliğin davet ettiği toplantılara gidiyor. Bakın, sadece Valiliğin ama Valinin ama Vali Yardımcısının başkanlığındaki toplantılara gidiyor İBB. Ve buradayım, hapisteyim, soruyorum. Onun dışında hiç yok” dedi.

“SÜTRE YAPILDI, AĞAÇLAR KESİLMEDİ”

Cebeci sahasına ilişkin geçmişte yapılan toplantıları anlatan İmamoğlu, ilk görüşmelerde kamulaştırma bedelinin 12 milyar TL civarında olduğunun kendisine aktarıldığını söyledi. İmamoğlu, dönemin İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın kendisini toplantıya davet ettiğini belirterek, “Bana ilk söylendiğindeki buradaki kamulaştırma bedeli için o gün yine Atiye Hanım 12 milyar lira civarında bir kamulaştırmadan bahsetti. Ve bunu Büyükşehir Belediyesi’nin ödemesi gerektiğinden bahsetti. Yani böyle bir yük yüklenmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne” ifadelerini kullandı.
Sütre yapılması, yolların düzenlenmesi ve alanın ihya edilmesine yönelik bir proje anlatıldığını belirten İmamoğlu, amaçlarının kamulaştırma bedelini ödemeden ve ağaçları kesmeden sahayı düzenlemek olduğunu söyledi. İmamoğlu, “Cebeci’nin çevresindeki herkes oradan şikâyetçi. Toz, toprak, pislik, ölenler, mafya, içindeki bir sürü işletmeler, gecekondular vesaire. İşin özeti budur” dedi.

Yapılan çalışmaları anlatan İmamoğlu, “Sütre yapıldı. Hem de tahminimiz bu, belki de 10’da 1’ine yaptık. Yani 7’de 8’de 1’ine yaptık. O 12 milyar dedikleri kamulaştırma bedelini ödemedik. Ağaçlar kesilecek denen yerde ağaçlar kesilmedi. Ve çevre yolları düzenlendi. Sütre bitirildi. Çevreyi tozdan, topraktan kurtardık” diye konuştu.

“25 MİLYON DOLAR ELDEN PARA VERİLİYOR”

Cebeci sahası çevresindeki gecekonduların kaldırılması sürecine de değinen İmamoğlu, Gülibrahimoğlu şirketinin muhasebecisinin beyanını hatırlattı. İmamoğlu, şunları söyledi:

“25 milyon dolar... 25 milyon dolar Sayın Başkan. Gayriresmi. Gülibrahimoğlu şirketinin buradaki muhasebecisi de söyledi: ‘Gayriresmi çekiliyor, Sultangazi'den bir Belediye Başkan Yardımcısı görevlendiriliyor’ -ismi dosyada var-, o kişiyle beraber 100 ya da 100'ün üzerindeki gecekondular - diyorsunuz ya, ya niye müteahhit oldunuz da kreş yaptırdınız, cami yaptırdınız- bakın bu daha vahim. Elden müteahhit para veriyor, Belediye Başkan Yardımcısı masada, hatta bunlar orada tutanağa geçiriliyor. Hani duruşmada, hani ortada Sultangazi Belediyesi var. Bırakın 25 milyon doları ya 250 bin dolar geçseydi İBB'de o birimde kim varsa benimle beraber yine örgüt üyesi olarak buraya dizilirdi. 25 milyon dolar! Evet, orası gecekondulardan temizlendi, ben de biliyorum. Nasıl temizlendi onu bilmiyorum mesela. Ama temizlendi. Hatta sadece evlerden de temizlenmedi Sayın Başkan. Hurdacılar, esrarcılar, eroinciler vardı temizlendi. Kimdi iş birliği yaptıkları biliyor musunuz? Sultangazi Belediyesi, Sultangazi Kaymakamlığı, Emniyet, Emniyet İl Müdürlüğü... Yani buradan suç mu çıkacak? Onu da ilave etmiş olayım Sayın Savcı.”

“İSTAÇ’IN BURADA BİR YETKİSİ YOK”

Savcı, İBB’nin resmi iştiraki İSTAÇ’ın 2015-2025 yılları arasında İstanbul genelinde elde ettiği yasal hafriyat gelirinin 3,7 milyar TL olduğunu, Cebeci sahasında ise Gülibrahimoğlu’nun kontrolünde 31 milyar TL ciro yapıldığının iddia edildiğini söyledi. Savcı ayrıca İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay ile İSFALT Genel Müdürü Burak Koray’ın, Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü’nün müdahaleleriyle İSTAÇ’ın sahadan uzak tutulduğuna ilişkin beyanlarını gündeme getirdi.

İmamoğlu, İSTAÇ’ın sahada yetkisi bulunmadığını belirterek, “Buraya döküm yapan kişinin yazıları orada, MAPEG Genel Müdürlüğü’nden izin almış, ‘Ben izin aldım buraya döküm yapacağım.’ MAPEG’in dışında buradaki diğer ortaklardan muvafakat almış. Yani adam orada döküm izni almış. Döküm izninin ya da dolgu izninin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi ile ilgisi yok, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilişkisi yok, İSTAÇ’la ilgisi yok” dedi.

İmamoğlu, İSTAÇ’ın sahaya ilişkin kendisine herhangi bir dosya getirmediğini de belirterek, “Benim baktığım mesele şu Sayın Savcı. Bana bir tane dosya getirmediler. Yani 'biz burada döküm yapabiliyoruz veya bilmem ne', bana bir tane dosya getirmediler” diye konuştu.
Genel müdürün, konunun Fatih Keleş tarafından engellendiğine ilişkin ifadesinin hatırlatılması üzerine İmamoğlu, “Vallahi bunu duyumlarla konuşursak sabaha kadar gider savcı” yanıtını verdi.

“NİYE MAPEG GENEL MÜDÜRÜ BURADA DEĞİL, NİYE VALİ BEY BURADA DEĞİL?”

İmamoğlu, Cebeci sahasına ilişkin iddiaların açıklığa kavuşması için MAPEG Genel Müdürü ile İstanbul Valisi’nin dinlenmesini istedi ve şunları söyledi:

“Bizim teklifimizi niye ciddiye veya dikkate almadınız? Ben üzülüyorum yani. Niye MAPEG Genel Müdürü burada değil? Niye Vali Bey burada değil? 19 aydır döküm yapıyor. Oraları gitmiş, denetlemiş, görüntüleri ortada. Niye Vali Bey gelip anlatmıyor Vali Yardımcısıyla beraber bana? Bunları niye de çağrıyla davet etmiyorsunuz yani? Ben MAPEG adına bile ben konuşuyorum burada. Lütfen ciddiye alın, lütfen bu talebimizi önemseyin.”

“SULTANGAZİ BELEDİYESİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUN”

Savcı, İBB’nin düzenlediği atık taşıma ve kabul belgesinin resmi sistemde oluşturulmasının döküm işleminin hukuka uygun olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek, bu belgelerin verilmesinden kimin sorumlu olduğunu sordu. İmamoğlu ise savcıya, “Hemen size tavsiyede bulunuyorum, Sultangazi Belediyesi hakkında yazılar üzerinden suç duyurusunda bulunun” yanıtını verdi.

Savcının, İBB’deki yetkiliyi sormaya devam etmesi üzerine İmamoğlu, “Yahu kim varsa getirdiniz buraya daha neyini söyleyeyim ben? Şimdi Ali, Veli, Ayşe, Fatma hafızamda da değil benim yani. 95 bin kişi çalışıyor Büyükşehir Belediyesi’nde, yaklaşık üst düzey yöneticisi 2 bin kişi Savcı Bey” dedi.

Sultangazi Belediyesi’nin yazısının dikkate alınmasını isteyen İmamoğlu, “Hayır, 'gelmedi' demiyorum. Bakın, Büyükşehir Belediyesi’nin oraya sormasına verilen cevap diyorum Sayın Savcım. Bakın Büyükşehir Belediyesi’nin oraya sormasına kendi iradesiyle diyor ki 'ben buranın sorumlusuyum, denetliyorum, hiçbir sorun yok, hatta 7/24 emniyetle denetliyorum, merak etmeyin' diyor. Dökümde hiçbir sorun yoktur, usulsüz döküm yoktur diyor” ifadelerini kullandı.

Savcının yazıyı değerlendireceklerini belirtmesi üzerine İmamoğlu, “Ya, bir senedir, iki senedir değerlendirmediniz. Umarım değerlendirirsiniz” dedi. Savcı, İmamoğlu’nun Gülibrahimoğlu ile arasındaki bağı reddettiğini belirterek, maddi ilişkinin kapsamını sordu. İmamoğlu, maddi ilişkiyi reddetti. Savcının, Fatih Keleş’in Gülibrahimoğlu ile yaptığı işlemlerden elde ettiği öne sürülen 125 milyon TL ve ortaklık iddialarını gündeme getirmesi üzerine İmamoğlu, “Yalan. Diğer konu ilişkisi iki insan arasındaki ticaret ilişkisi. Ama diğer iddialar yalan” yanıtını verdi.

FATİH KELEŞ'İN İDİDALARI

Savcının, Fatih Keleş’in 125 milyon TL’lik ortaklık girişimi ve iştirak genel müdürlerinin beyanlarıyla ilgili sorularına yanıt veren İmamoğlu, “İddia makamının Fatih Keleş aşkından dolayı aşırı şekilde yönlendirmesiyle doğan ifadeler olduğunu düşünüyorum” dedi. Savcının, Keleş’in İmamoğlu’nun bilgisi dışında böyle bir girişimde bulunup bulunamayacağını sorması üzerine İmamoğlu, “Yapmaz. Böyle bir şeye girmez, tenezzül dahi etmez” yanıtını verdi.

Keleş’in 2024 Mart itibarıyla siyaset yapmayacağını ve ticaretle uğraşacağını ifade ettiğini belirten İmamoğlu, 31 Mart’tan sonra kendisinden spor kulübündeki görevini bırakmamasını istediğini söyledi. İmamoğlu, “Spor kulübüyle ve sporla ilgili faaliyetlerle ilgilendi. Onun dışında Fatih Keleş ticaret yapmıştır. Ticaretiyle ilgili de hiçbir bilgim yoktur” diye konuştu.

“ŞİKAYET ÜZERİNE GÖREVİNİ YERİNE GETİRMİŞTİR”

Savcı, Cebeci sahasındaki izinsiz dolguya ilişkin İBB çevre denetim ekiplerinin sahaya giderek tutanak tuttuğunu ve 1,8 milyon TL idari para cezası kestiğini hatırlattı. Söz konusu tutanağın 5 Haziran 2025 tarihli olduğunu belirten savcı, cezanın İmamoğlu ve ekibinin tutuklanmasından aylar sonra kesilmesini sorguladı. Savcı, İBB’nin 2019’dan tutuklanma tarihine kadar geçen sürede ceza kesmemesinin bir denetim refleksi mi yoksa geçmişe dönük sorumluluktan kurtulmaya yönelik bir hamle mi olduğunu sordu. İmamoğlu, sorunun kasıtlı olduğunu düşündüğünü belirterek, İBB zabıtasının şikâyet üzerine harekete geçtiğini söyledi. İmamoğlu, “Dolayısıyla ‘Böyle bir sorumluluğu vardı da önceden ihmal etti, sonradan harekete geçti’ demedim. Yine şikâyet üzerine daha önce de harekete geçip Sultangazi Belediyesi’ne sormuştu. Bu sefer direkt burayla ilgili şikâyet geldiği için oraya zabıta yollamayı uygun görmüş” dedi.

“İBB ÇATIR ÇATIR HESABINI SORAR, SORMAYANLARDAN DA BEN SORARIM”

Cebeci sahasında İBB’nin rutin kontrolü ve rutin bir sorumluluğu bulunmadığını savunan İmamoğlu, “Görevini yerine getirmiş ama yine Valilik işi görmezden gelmiş. Olayın özeti budur. Onun için daha önceden ihmal yoktur, şikâyet üzerine görevini yerine getirmiştir” ifadelerini kullandı.
Savcının dört yıl boyunca sahaya ilişkin kaç şikâyet geldiğini sorması üzerine İmamoğlu, daha önce de şikâyet geldiğini belirtti. Bu şikâyet üzerine Sultangazi Belediyesi hakkında teftiş başlattığını söyleyen İmamoğlu, “O dönem o bölgede o dönemde geldiğini bana ilettiler, ‘Ne yapalım?’ dediler. Ben dedim: ‘Hemen teftiş başlatın.’ Teftiş başlatıldı ve Sultangazi Belediyesi ile ilgili süreç işletildi” diye konuştu.

İmamoğlu, resmi bir şikâyet geldiğinde İBB’nin harekete geçmemesinin mümkün olmadığını belirterek, “Öyle bir kurum değildir İstanbul Büyükşehir. Çatır çatır hesabını sorar yani. Sormayanlardan da ben sorarım, hiç merak etmeyin” dedi.

“BURAK KORZAY BECERİKSİZLİĞİNİN ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR”

Savcı, İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay’ın sahada denetim yapmasının Fatih Keleş tarafından engellendiği yönündeki iddiayı gündeme getirdi. Savcı, İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından belediye ekiplerinin sahada denetim yaparak ceza kesmesini, Keleş’in oluşturduğu öne sürülen koruma kalkanının kalkmasıyla ilişkilendirdi. İmamoğlu, iddiaya ilişkin, “Burak Korzay yalan, yalan konuşuyor. Beceriksizliğinin üstünü örtüyor” dedi. Savcının “Burak Korzay m?” diye sorması üzerine İmamoğlu, “Evet, evet” yanıtını verdi.

“ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUN, BENİMLE İLGİSİ YOK BU GÖRÜNTÜNÜN”

Savcı, Orman ve Tarım Bakanlığı ile İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün dosyadaki yazısında, 2020’den itibaren Cebeci bölgesinde orman sınırları içerisine hafriyat ve dolgu yapılmasına ilişkin izin verilmediğinin belirtildiğini söyledi. Savcı, izin verilen alanın dışına çıkılarak orman sınırlarına milyonlarca ton hafriyat döküldüğünün uydu ve drone görüntüleriyle kanıtlandığını ileri sürdü.

İmamoğlu, bu iddialar üzerine Orman Bölge Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunulmasını önerdi. İmamoğlu, “Çünkü buranın denetleme hakkı onlarda. Hangi belgeler tutulmuş, neler yazmışlar, muhatabı kimmiş, belgeleri isteyin. Benimle hiç ilgisi yok bu görüntünün” dedi.
Orman sınırlarına ilişkin görüntülerin tek başına yeterli olmadığını ifade eden İmamoğlu, şöyle konuştu:

“‘Ormandan bir dal kesenin başını keserim’ diyen Fatih Sultan Mehmet’in evlatlarıyız biz. Ben de diyorum ki size, Orman Bölge Müdürlüğü’ne... Ben anlamam. Uyduda yeşil görünen yer orman mıdır, değil midir onu bile bilmem. Buradan kestirmem mümkün değil, siz de kestiremezsiniz. Orman bile olmayabilir, o yeşillik çimen de olabilir.”

İmamoğlu, Orman Bölge Müdürlüğü’nden beş yıllık denetim kayıtlarının istenmesini önererek, “Hemen Ormana yazı yazınız. Deyiniz ki: ‘5 yıl boyunca hangi denetlemeleri yaptınız? Hangi tutanakları tuttunuz? Bu rezilliğin şeyi nedir? Derhâl bize cevap verin’ deyin. Alın cevabınızı, ona göre yapın soruşturmanızı Sayın Savcı” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, kantar görevlisinin MAPEG, Orman Bölge Müdürlüğü ve Sultangazi Belediyesi görevlilerinin denetim için sahaya geldiğini söylediğini de aktardı.

“BU TABLOYU ÖNÜNÜZE KOYAN SİZİ REZİL ETMEK İÇİN YAPMIŞ”

Duruşmada daha sonra belediyenin finansmanına ilişkin sorulara geçildi. Savcı, kamu finansmanı ve borç yönetimine ilişkin mevzuatı hatırlatarak, Hazine onayıyla gerçekleştirilen dış finansmanın tahsis amacı dışında belediyenin cari harcamalarında veya iştirakler üzerinden üçüncü kişilere ödeme yapmak için kullanılmasının yasak olduğunu belirtti. Savcı, milyarlarca liralık kamu borcunun bütçe mevzuatı dışında bir ekonomi mantığıyla yönetilip yönetilemeyeceğini sordu.

İmamoğlu, sorunun ve ekrana yansıtılan tablonun kendisini hedef aldığını vurgulayarak, “Savcı Bey, şu soruyu kim yazdıysa, bu tabloyu da buraya koyup sizin önünüze kim delil koyduysa sizi rezil etmek için yapmış. Bakın, bu kadar net söylüyorum, üzülerek söylüyorum” dedi. Savcının “Rezil derken neyi kastettiniz” diye sorması üzerine İmamoğlu, iddianamedeki anlatımla yurt dışı finansmanının akışı arasında ilişki bulunmadığını belirtti. İmamoğlu, “İddianameyi yazanlar zaten yurt dışı finansmandan anlamıyorlar, kredi kullanmaktan anlamıyorlar, cari hesap incelemesinden anlamıyorlar” ifadelerini kullandı. Savcının kanundaki maddeleri hatırlatması üzerine İmamoğlu, belediyenin finansman yönetimini savunarak, “Biz gayet güzel yönettik. Sayıştay denetledi” dedi. İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu yazan savcı ise üzüntüyle söylüyorum; o kalemini kırsın! Üzüntüyle söylüyorum. Bu iddianameyi oraya koyan savcı kalemini kırsın! Anlatabiliyor muyum? Buradan '60 milyarlık yurt dışı finansmanından yani kamunun parasını sağa sola peşkeş çekti ve burada 60 milyarlık zarar edildi' demek var ya Sayın Savcı, bu, bu dosyanın en rezil sayfalarından biridir yani.”

“SORUYU DA İDDİANAMEYİ DE YAZANA ALLAH AKIL FİKİR VERSİN DİYE DUA EDİYORUM”

Savcının, belediyenin dış kredi kullanımına ilişkin sorusuna İmamoğlu, “Bu işten anlamıyorlar. Cahil yazmış bunu, kim yazmışsa bu soruyu da bu iddianameyi de. Soruyu da iddianameyi de yazana Allah akıl versin diye dua ediyorum onlara. Mehmet Şimşek'e sorsunlar diyeceğim ama korkudan cevap bile veremezler” dedi.

Savcının, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşmesine ilişkin sorusu üzerine İmamoğlu, Şimşek’in onay vermediğini, ancak kendileriyle görüşülmesini söylediğini belirterek, “Genel sekreterimle bir bakan yardımcısını eşleştirdiler, birkaç ay görüştüler, olumsuz döndüler sonunda. Yani 'koruma veremeyeceklerini, mümkünse vadesi gelince ödeyin' dediler. Biz de çatır çatır ödedik. Şu anda da 2027'de ödeyeceğimiz 360 milyon dolar, 300 milyon dolar hesapta duyurulur. İBB'ye çökmeye çalışanlara duyurulur. Paramız var yani hesapta” ifadelerini kullandı.

“BÖYLE BİR SAVCILIK DİLİNİ REDDEDİYORUM”

Savcının, Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Tuncay Yılmaz’ın mal varlığı artışlarına ilişkin soruları üzerine İmamoğlu, “Ne ticari artışı varmış? Benle ne alakası var” dedi. Savcının, belediyenin malları ve paralarının söz konusu kişiler tarafından uhdesine geçirilmesine ilişkin sorusuna İmamoğlu tepki göstererek, "'Geçirmesini diyorsunuz' savcı, böyle soru olur mu ya? Siz inanmışsınız buna” dedi. Savcı, Adem Soytekin’e geçen tapular olduğunu belirtirken İmamoğlu, “Hangi tapular varmış Adem Bey'e” diye sordu. Savcının Beylikdüzü’ndeki tapuları işaret etmesi üzerine İmamoğlu, “Bana ne o adamın aldığı tapudan, Adem'e bana ne bakın, Adem de olsa beni ilgilendirmiyor. Bu tutum ve tavrınızı hiç hoş bulmadığımı ifade edeyim, doğru da bulmuyorum. Böyle bir savcılık dilini reddediyorum” dedi.

“TÜMÜYLE YALANDIR, YAPILAN ALIŞVERİŞ EVRAKLIDIR”

Savcının, Kameroğlu İnşaat Genel Müdürü ve daha sonra Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olan Veysel Erçevik ile Adem Kameroğlu’nun ruhsat karşılığında dubleks villa devri ve 1,5 milyon TL ödeme yapıldığı iddiasına ilişkin sorusuna İmamoğlu, “Tümüyle yalandır. Yapılan alışveriş evraklıdır. Senet verilmiştir, ödenmiştir, taksitle iddia edildiği gibi ne iskanla ne ruhsatla ilgili olmadığı tarihler bakımından ortaya konmuştur. Hiçbir ilişkimiz olmadı. Hatta ödeme konusunda sıkıntı çeken şirketin bir miktar ödeme yapamayıp daha sonra senet yerine çek verdiği ortadadır, belgededir” dedi.

İmamoğlu, söz konusu yapıyı bir kez gezdiğini belirterek, “Ev nasıl teslim edilecek, ne yapılacak, hiçbir şey konuşulmadı, ev teslim edildi, teslim edildiği şekilde teslim alındı, bir süre yazlık olarak kullandık, ondan sonra da burası satıldı. Nokta. Ticaret” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, iddialara ilişkin ifadeler için de “Duyumlarla iddia olunmaz” dedi. Savcının lüks mobilya faturalarına ilişkin sorusuna ise İmamoğlu, “Hiçbir bilgim yok” yanıtını verdi.

“SAYIN CUMHURBAŞKANI'NIN OĞLUNUN, DAMADININ OLDUĞU ORTAMLARDA NASIL TEDBİRLER ALINDIĞINI GÖZLERİMLE GÖRDÜM”

Savcının Le Meridien Otel’deki toplantı salonunun önünde kameraların siyah bantla kapatıldığı ve valizlerle jammer olduğu iddia edilen cihazların taşındığı yönündeki sorusu üzerine İmamoğlu, “Ben böyle bir talimat vermem. Bu işler yapılır, edilir, sizin arka planınızdaki insanlar tasarlar, eder. Bunu bu şekilde iddia makamının çok sevmesine, bu işe aşık olmasına da üzüntüyle karşılıyorum” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Benim kendi yaşamımda yüzlerce şahit olduğum Bakanın olduğu, Bakan Yardımcısının olduğu, Sayın Cumhurbaşkanı'nın oğlunun olduğu, damadının olduğu ortamlarda nasıl tedbirler alındığını ben gözlerimle gördüm, yaşadım. 'Vay buradan bir şey yakaladık' deyip Le Meridien'i alet etmek, giriş kameraları, buradan para çantaları üretmek gerçekten içler acısı bir durumdur. Nokta. Başka bir şey demiyorum yani.”

“EROL NAİM VE MEHMET YILDIRIM’A SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUN”

Savcının, gözaltına alınma sürecinin ardından Rumeli Hisarı’ndaki başkanlık konutunda güvenlik kamerasının sökülmesine ilişkin talimat verip vermediği sorulan İmamoğlu, “Ben hapisteyim yani Sayın Savcım” yanıtını verdi.

İmamoğlu, olayları koruma görevlisi Mustafa Akın ve diğer görevlilerden takip ettiğini belirterek, Erol Naim Özgüner hakkında soruşturma başlatılmamasını eleştirdi. İmamoğlu, “Bence gidin onu araştırın. Aynı cep telefonu gibi. Hani cep telefonu meselesi var ya Erol Naim Bey'in Sayın Savcım. Benzer bir durum yani. Burada ne aranıyor, bu adamdan ne isteniyor? Bence Erol Naim ve Mehmet Yıldırım denen avukatına suç duyurusunda bulunun, benim tavsiyem odur yani” ifadelerini kullandı.

“ERTAN’IN YALANDA SINIR TANIMAYAN BİR HALİ VAR”

Savcının, İSTAÇ Genel Müdürü merhum Mustafa Canlı’nın Aykut Erdoğdu ile ilgili bir konudan bahsettiğini ve iddianamede bir milyon dolar, hatta 1,2 milyon dolarlık rüşvet iddiası bulunduğunu söylemesi üzerine İmamoğlu, konu hakkında bilgisinin burada dinlediği ölçüde olduğunu belirtti.
İmamoğlu, “Aykut Bey'in bana arayın demiş ki yani böyle böyle kamu yararına bir işte faydalı husus, ben de Ertan'la görüşün demişim, demişimdir. Ha, demişimdir benim hatırladığım. İlişki tamamı bu kadardır yani” dedi.

Savcının Ertan Yıldız’ın Aykut Erdoğdu hakkında kendisine yönelik bir konuşma yapıp yapmadığını sorması üzerine İmamoğlu, “Hayır, geçmediği gibi Ertan'ın yalanda sınır tanımayan bir hali var” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, Ertan Yıldız’a ilişkin olarak da “Benim nezdinde sıfır itibara sahip, muteber olmayan bir insan hüviyetindedir” dedi.

“KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN BURAYA TANIK OLARAK ÇAĞRILMASINI TALEP EDİYORUM”

Savcının CHP İl Binası’nın alınması sürecini sorduğu İmamoğlu, o dönemde aracılar üzerinden kendileriyle anlaşma sağlamaya çalışanların olduğunu belirterek, “Hepsini kovduğumu da hatırlıyorum. Biz yani işimizden ya da siyasetimizden şüphe edecek bir anımız yok ki. Bu konu bir, bu konu bu davaya niye muhatap? İki, diğer konuyla yani diğer davayla yürütülenle ayrı farkı ne bunun? Üç, tekrar ifade ediyorum, mademki bu mahkemeyi bu konu meşgul edecek Sayın Başkan, tekrar ifade ediyorum: Kemal Kılıçdaroğlu'nun buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum” diye konuştu.

“EMRAH ŞAHAN'A OLAN İNANCIM TAMDIR”

Savcının Şişli bölümündeki Medicana Hastanesi’ne ilişkin 8 milyon dolarlık rüşvet iddiasını sorması üzerine İmamoğlu, hastane sahiplerinin kendisiyle görüştüğünü doğruladı. İmamoğlu, “Zaten burada kendisi de bahsetti, doğru. Bunun tersini söyleseydi ben de çıkar, burada kendisine soru sorardım. Sormamamın sebebi, doğru” dedi.

İmamoğlu, kendisine gelen kişileri ilgili muhatabına yönlendirdiğini veya randevularına destek olduğunu belirterek, “Yönlendirdim, ondan sonrası tümüyle Emrah Şahan'ın anlattığı şekliyle öyle olduğuna inanıyorum; çünkü Emrah Şahan'a olan inancım tamdır” ifadelerini kullandı.
Savcının Hüseyin Bozkurt’un haraç iddiasına ilişkin kendisine bir şikâyet gelip gelmediğini sorması üzerine Ekrem İmamoğlu, “Gelmedi. Hiçbir şekilde bana böyle bir şikâyet ulaşmadı” yanıtını verdi.

ANKA

KAYNAKKoza TV