Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İBB davası kapsamındaki savunmasının ikinci günü başladı.
İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 99. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılıyor.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, eşi Dilek İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ve partililer de duruşmayı izleyenler arasında yer alıyor. Özel, salona girdiğinde izleyicilerin olduğu bölümden "Özgür Başkan, özgür Türkiye" sesleri yükseldi.
İMAMOĞLU 1. GÜN SAVUNMASINDA NE DEDİ?
Tutuklu sanıklar saat 11:44'te salona getirildi. İmamoğlu, salona girdiğinde izleyiciler, "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" ve "Türkiye'nin geleceği burada yazılıyor" sloganları attı.
Halk TV'ye kayyum atanmasına da tepki gösteren izleyiciler, "Özgür basın susturulamaz" şeklinde hep bir ağızdan gazetecilere seslendi.
KILIÇDAROĞLU TANIK OLARAK DİNLENSİN
Ekrem İmamoğlu, savunmasına devam ederken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasıyla ilgili olarak tanık olarak dinlenmesini talep etti.
“BUGÜN YAŞANANLARIN SORUNU DÜNDEDİR”
Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a dün 1986’dan bu yana yaşanan en fazla yağışın düştüğünü dile getirerek, “Bugün yaşananların sorunu dündedir, bugünde değildir ve ne yazık ki aynı akılla yollarına devam etmek isteyen bir zihniyetle mücadele eden bir belediye başkanı ve onun arkadaşları, onun teknik arkadaşları ağırlıklı olarak burada tutsaktır. Yol arkadaşları, belediye başkanları burada tutsaktır ya da başka davalardan başka bir şekilde tutsaktır” diye konuştu.
İçinde bulunduğu durumu, “kötülerle mücadele” şeklinde adlandırdığını söyleyen İmamoğlu, Halk TV’ye kayyım atanmasının da fon soygununun da kendileriyle ilişkili olduğunu söyledi.
İmamoğlu, “Dün Meclis’e fonla ilgili kanun tasarısının sunulduğu esnada oraya bir Maliye Bakanı'nın göbeğindeki kurum SPK'nın başkanının gelememesi bizimle ilişkili. Bütün Türkiye'nin ve aziz milletimizin bütün bunları görmesini diliyorum. Görmelerini engelliyor olabilirler, geliyor olabilirler ama bilsinler ki aile büyüğümün dediği gibi, kulağımızı 87 milyonun kulağını kesemeyeceklerine göre bu kulaklar duyacak. Bu kulaklar duyacak. Duymaları için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bu vurgunlara karşı dimdik duracağız” dedi.
“31 MART’TA ŞOK OLDULAR, ALABORA OLDULAR”
İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 19 Mart operasyonunun düzeninin 31 Mart 2024 itibarıyla kurulduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“Beklemedikleri bir yenilgiyi aldılar. Beklemedikleri. Şok oldular. Ters yüz oldular, alabora oldular. Sayın Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi mücadele muazzam bir zafer kazandı, millet adına. Bu zafer, 25 yıllık siyasi haritasındaki tek kaybı olmuştur AK Parti'nin. Dolayısıyla 2024'ün hemen sonrasında tetiğe basıldı. Süreç konuşulmaya başlandı. Kesemedikleri bu kulak, bunu duymaya başladı. Ne zaman? Mayıs, Haziran aylarında duymaya başladı: İstanbul'a ve sana gelecekler. Ve biz, bu müdahalenin ilk yerinin, özellikle kurcaladıkları noktanın sonrasında bütün üyelerini değiştirerek ahmak davası ile ilgili istinafta kararı çıkartmayı başardıkları o davayla ilgilenmeleriyle öğrendik.
Kapılarını nasıl aşındırdıklarını, oradaki insanları nasıl tehdit ettikleriyle öğrendik. 2024'ün Mayıs, Haziran aylarında ve akabinde yaz döneminde İstanbul'a bir başsavcı atanacağını, bunun bir bakan yardımcısı olacağını ve İstanbul'da bir operasyona başlanacağını, Temmuz'da Haziran'da duydum. Ben bunu arşivi açın bakın bu kaygılarımı ve bu duyduklarımın karşısındaki sert cevabımı ya Ağustos sonudur ya Eylül başıdır, Sözcü TV'ye katıldığım bir programda alıp izleyin oradaki tepkimi göreceksiniz. Yargının üst düzey yetkilileri, İstanbul'da da Ankara'da bunu konuştu. Ve bu duyduklarımın en yakın şahidi… Ki kendisiyle çok büyük bir uyum içerisinde millete hizmet yolunda and içmiş bir kimlikle Sayın Özgür Özel çok iyi bilir. Çünkü onunla bu süreçlerdeki hangi tespiti yakalamışsam paylaştım. Kendisi de biliyorlar. Evet Ekim'in başında siyasi görevden hukuksuz bir biçimde İstanbul'a atanan görevlendirilmiş kişi, İstanbul'daki mücadelesine, benimle olan mücadelesine başladı ve bu mücadele işte 19 Mart'a gelene kadar Esenyurt'la birlikte kendini göstermeye başladı.”
“AKIN GÜRLEK'İ ARADIM RANDEVU İSTEDİM"
Ekrem İmamoğlu, Akın Gürlek İstanbul’da göreve geldiğinde, hayırlı olsun ziyareti için kendisini aradığını anlatarak, şunları söyledi:
“Aradım, ‘Sizden randevu istedim bir hafta 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?’ dedim, ‘Çok yoğunum’ dedi. ‘Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti teamül gereği İstanbul Valisi’nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim’ dedim. Yine o hiç unutmadığım kulağımda duran tiz sesiyle, ‘E ben hemen çözmeye…’ dedi. ‘Çözmek değil bana bu hafta randevu verin ya da vermeyin’ dedim. Bu kadar net. Çarşamba günü 30 Ekim'e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesine operasyon yaptı.Bir gün önce de o randevuyu iptal etti.
Bakın, bütün bunlar bir sistemli sistem, sistemli, örgütlü bir çalışmanın muamelesidir. Onun için kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin. Onun için bunların hepsi o davanın bir parçası. Ama bunları bir sanık olarak yapmayacağım. Kendimi aklamak için de yapmayacağım. Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum, ikinci kişiyi de biliyorum, üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda.”
“HUKUK KILIFINA SOKULMUŞ SİYASİ OPERASYON”
19 Mart’tan bu yana yaşananları anlatmaya çalıştığını dile getiren İmamoğlu, “19 Mart sabahından bugüne kadar ve her durakta aynı şeyi göreceksiniz. Hukuk kılıfına sokulmuş bir siyasi operasyon, hem de vahşi bir operasyon. İçinde işkence var. İçinde zulüm var. İçinde insan haklarına aykırı her şey var. Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim. Çünkü bu dosyada hukuksuzluklar, hukuksuzluklar o kadar çok ki ve o kadar bariz ki, her birinin dibine dalmaya ömür yetmez” şeklinde konuştu.
“HÜKMÜ MİLLET VERECEK”
İmamoğlu, bugün burada yargılananın kendisi değil bu iddianame, iftiraname olduğunu belirterek, “Onu yazdıranlardır ve onu yazanlardır. Hükmü de her zaman ifade ettiğim gibi ve her zaman olduğu gibi, tarihten nice örneklerini göreceğiniz gibi millet verecek. Bu ülke darbeleri tanır, tankla yapılanı da tanır, muhtırayla yapılanı da tanır” dedi.
19 Mart operasyonlarının ardından yaşananları milletin gördüğünü söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Demokrasi tarihimiz bu tür mücadelelerin verilmiş ve verilmiş bir tarihtir. Onun için bu millet darbeleri bilir. Kazanılan hiçbir hak da bedelsiz kalmadı. Yassıada'da, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta mahkemelerinde nice masum insan ağır bedel ödemiştir bu ülkede. Taraflar değişti, sanıklar değişti ama sonuç hiç değişmedi. Bir türlü de akıllanmıyoruz. Erki eline alan, ‘Bu hatalar yapılmıştı, ben bu ahlakça hataları yapmayayım’ diyemedi. Niye diyemedi? Toplum vicdanında lanetlenen mahkeme kararlarını tarih yazdı. Adnan Menderes'e, Fatin Rüştü Zorlu'yu, Hasan Polatkan'a idam cezası verenler bugün nasıl anılıyor bir baksınlar. Gencecik Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan'a, Hüseyin İnan'a idam cezası verenler nasıl anılıyor dönüp bir tarihe baksınlar.”
"EVİMİN KAPISINA YÜZLERCE POLİS GELDİ"
İBB’ye yönelik 19 Mart operasyonlarının ramazan ayına denk geldiğini hatırlatan İmamoğlu, şunları anlattı:
“Ramazanda en vahşi olmayı, en vahşi perdeden, en büyük kinle, nefretle bakmayı bile geri tutmadılar. Ramazan ayında bir sabah değil bakın, sabah değil, sahurunu yapmış bir insanın, daha henüz uykuya dalamamış haliyle kapısına dayandılar Ekrem İmamoğlu'nun. ve bütün arkadaşlarımın.
Zifiri karanlıkta evimin kapısına yüzlerce polis geldi, yüzlerce! Ve 5-6 kademe, 5-6 kademe canım polisimizi kapıya dizdiler. Kim? Koltuğunu sağlama almak isteyen bir kişi ve onun aparatı! Ev bastı! 15,5 milyon insanın cumhurbaşkanı adayı olarak istediği insanın, 16 milyon insanın koca kadim İstanbul'u emanet ettiği insanın kapısına dayandı.”
"NE SAVUNMASI? TÜRK MİLLETİNE İHANET ETMİŞ İNSANLARSINIZ..."
Ekrem İmamoğlu, dün yaptığı savunmayla ilgili, “Savunma yap” eleştirilerinin geldiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Ne savunması? Boynunuzu aşağı eğin bu kararı alanlar, siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız. Bu ülkenin insanlarına; demokrasiye, adalete, Cumhuriyete ihanet etmiş insanlarsınız. Çağırdınız da gelmedik mi? Adaletten mi kaçtık? Sorgulamadan mı, hangi denetimden kaçtık? Elinizde ne var? Nereden kaçtık? Korkaklar! Randevu bile veremediniz. Telefonumuza bile bakamadınız. Korkaklar! Çok netim ben. Ciğerim yanıyor, bu milletin ciğeri yanıyor. İki elim yakalarında! Bu dünyada adalet önünde, öbür dünyada mahşerde iki elim yakalarında! Bunu bilsinler. Kin ve nefret taşımıyorum, hiç taşımadım. Ama bu millet için bunu yapacağım. Hayatım ne kadar varsa o kadar mücadele edeceğim. Çocuklarımın önünde, 16 milyon İstanbullunun Belediye Başkanının kapısına yüzlerce polis... Niye?
“SİZİ ŞOVMENLER, SİZİ FONCULAR…”
Bugün bir yandaş vasat basın demiş ki: ‘Ben dün şov yapmışım.’ Sizi şovmenler sizi, foncular sizi! Benim evim de barkım da belli. Benim gizli tapum yok. Gizli tapusu olanlar düşünsün. Benim her şeyim belli. Didik didik edin, her şeyim belli benim. Her şeyi belli olmayanlar kendini göstersin. Manşet: Şov... Şovu o sabah yaptılar. Niye biliyor musunuz? ‘Bak padişahım ben ne kadar güzel yaranıyorum sana. Bak sen öyle dedin ama ben daha iyisini yaptım’ Bunları tarih gördü. Bu dalkavukları tarih gördü.”
ANKA











