İstanbul'da dün etkisini artıran şiddetli sağanak ve fırtına kenti adeta felakete sürükledi. Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Başakşehir ve Arnavutköy başta olmak üzere metrekareye yer yer 200 kilogramın üzerinde yağış düşerken caddeler göle döndü, çok sayıda araç sel sularına kapıldı.

Metro istasyonlarını ve alt geçitleri su basarken binlerce ev ve iş yerinde su baskınları meydana geldi. Afet sırasında Sarıyer Ayazağa'da sel suyunu geçmeye çalışırken düşen S.Y. ile Fatih Balat'ta birikmiş suya bastığı esnada elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki M.I. hayatını kaybetti.

Kent genelinde arama-kurtarma ve tahliye çalışmaları sürerken olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime de 2 gün ara verildi.

MİKTAD KADIOĞLU'NDAN İSTANBUL UYARISI GELDİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ AÇIKLADI

Öte yandan İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul’da yaşanan rekor yağışların ardındaki meteorolojik nedenleri değerlendirirken, kentsel altyapı ve yanlış arazi kullanımına dikkat çekti. Kadıoğlu, İstanbul’da yaşanan durumun yerel ölçekte bir afet olduğunu belirterek, “Yağmur doğaldır, afet insan yapısıdır” diyerek İstanbul için çözüm önerilerini açıkladı.

İstanbul’da özellikle kuzey ilçelerinde etkili olan sağanak yağışlar, kentin ekim ayı ortalamalarını katladı. Meteorolojik verilere göre Beykoz’a 24 saatte metrekareye 230,3 kilogram yağış düştüğünü belirten Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bu miktarın ekim ayı ortalaması olan 66,3 kilogramın yaklaşık 3,5 katı olduğunu söyledi. Kadıoğlu, bu denli yoğun bir yağışın 100 metrekarelik bir çatıya yaklaşık 24 ton su düşmesi anlamına geldiğini vurguladı.

Yağışın Nedeni: Sıcak Deniz, Soğuk Hava ve Poyraz

Aşırı yağışın meteorolojik arka planını açıklayan Kadıoğlu, Karadeniz’deki su sıcaklığının 19,5-20 derecelere ulaşması, Balkanlar’dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyrazın birleşmesinin bu tabloyu oluşturduğunu belirtti. İklim değişikliği ve El Niño tartışmalarına da değinen Kadıoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Sıcak denizler atmosfere nem sağlayarak kuvvetli yağışları besler ancak tek bir olayı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak doğru değildir. İklim değişikliği olmasaydı da dere yatağına yapılmış bina su alacaktı, alt geçit yine dolacaktı. İklim değişikliği tehlikeyi bir miktar büyütüyor, afeti ise biz büyütüyoruz."

SORUN YALNIZCA BORU ÇAPI DEĞİL

Betonlaşma nedeniyle yağmur suyunun toprağa sızamadan yüzey akışına geçtiğini hatırlatan Kadıoğlu, derelerin üzerinin kapatılarak yol, otopark ve konut alanına dönüştürülmesinin riski tırmandırdığını belirtti. İstanbul’da yağmur suyu ve atık su hatlarının büyük oranda birleşik çalışmasının sağlık riskleri yarattığına da dikkati çekti.

HAYATİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE EYLEM PLANI

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kentin gelecekte benzer tablolarla karşılaşmaması için yapılması gereken acil düzenlemeleri şu maddelerle sıraladı:

  • Dere Yatakları Açılmalı: Üstü kapatılan dereler yeniden açılmalı, dere yataklarını daraltan dolgular temizlenmelidir.

  • Altyapı Ayrıştırılmalı: Yağmur suyu hatları ile atık su (kanalizasyon) hatları birbirinden tamamen ayrılmalıdır.

  • Sünger Şehir Tasarımı: Park ve meydanlar suyu geçici olarak tutacak şekilde tasarlanmalı, çatı suları depolanmalıdır.

  • Sel Yapı Yönetmeliği: Taşkın tehlike haritalarına dayalı bir yönetmelik hazırlanmalı ve riskli alanlarda yapılaşmaya izin verilmemelidir.

  • Erken Uyarı ve Otomatik Sistemler:

    • Dere kenarlarına erken uyarı sistemleri kurulmalıdır.

    • Alt geçitlerde su seviyesi 15 cm’ye ulaştığında yolu otomatik kapatan bariyerler olmalıdır.

    • Vatandaşların adres bazlı taşkın riskini görebileceği şeffaf haritalar yayımlanmalıdır.

  • Bina İçi Önlemler: Elektrik panoları ve jeneratörler taşkın seviyesinin üzerine taşınmalı, otopark girişlerine su bariyerleri konulmalı ve bodrum kat kullanımları sınırlandırılmalıdır.

KAYNAKKoza TV