CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ülkenin tüm evlatları, namuslu insanları için mücadele etme sorumlulukları bulunduğunu söyledi.
CHP'nin halkın partisi olduğunu, halk için mücadele ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Tarihin bize yüklediği sorumluluğun gereğini yapmak hepimizin namus borcudur. Evlatlarımızın bize yüklediği bir sorumluluktur bu. Hiç endişe etmeyin. Arınacağız, arınacağız. Sadece biz değil, Türkiye arınacak, Türkiye. Yetimin malına el uzatanlardan hesap soracağız. Fakirin, fukaranın hakkına el uzatanlardan hesap soracağız. Bizim görevimiz bu. O nedenle biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Diğer partilerden farklıyız" ifadelerini kullandı.
İstanbul'daki sel felaketiyle ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, "25 yıldır iktidardasınız. Dere yataklarına ev yapılmasına neden izin verdiniz? Hangi gerekçeyle izin verdiniz? Geziyorsunuz, burada acıları paylaşıyorsunuz. Göstermelik geziler olmaz. Siz önlem alırsınız, ondan sonra bakarsınız. Önlem almıyorsunuz. İnsanlar hayatını kaybediyor. Belediye başkanları, genel müdürler, bakan hep beraber gidip geziyorlar. Olmaz. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Riski önceden görmeyen ve bunun önlemini almayan bir iktidara da halk için çalışan iktidar denmez. O iktidarın adı rantiye için çalışan iktidardır. Vurgunlar için çalışan iktidardır." dedi.
ERDOĞAN SONRASI HESAPLAŞMA
Fon krizine ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Günümüzün olayı fon. Vurguncular var. Diyeceksiniz ki: 'Bu fon vurguncuları sadece fonda mı oluyor?' Hayır efendim. AK Parti iktidarı demek vurguncuların iktidarı demek. AK Parti iktidarı demek vurguncuları korumak demek. AK Parti iktidarı demek insanların onuruyla oynamak demek. Bir soru sormuştum, demiştim ki bu fon olayı nasıl ortaya çıktı? Ve sorum şuydu, acaba Erdoğan sonrası hesap yapan insanların mı bu işi kaşıdığı ve büyüttüğünü görüyoruz ya da öyle bir olay mı var diye sormuştum. Daha henüz tık yok. Bakalım bu soruyu tekrar soralım. Erdoğan sonrası bir hesaplaşma AK Parti içinde yürüyor ve gidiyor. Ama bu ülkeyi felakete sürükleyecek bir tabloyu önümüze koymasın. Bunun da altını özenle çizmek isterim. Soruyoruz, 455 bin 758 mağdurun soyulmasına göz yumdular. Bunların hakkını, hukukunu teslim edecek misiniz? Ama hakkını, hukukunu teslim ederken hazineden bir kuruş alırsanız, bu milletin vergisinden bir kuruş alırsanız dünyayı size dar ederiz. Fonculardan alacaksınız, götürüp hakkını teslim edeceksiniz. Sermaye Piyasası Kurulu yöneticileri ve BDDK yöneticileri hala yerlerinde duruyorlar. Takasbank'ın yöneticileri yerlerinde duruyorlar. Ya bunları ne zaman alacaksınız? Ne zaman bunları alıp bir yerlere koyacaksınız? Ne zaman bunlardan hesap soracaksınız? Bekliyorlar beyefendilerin istifasını. Ne istifası ya? Ne istifası? Derhal görevden alacaksın ve hesabını soracaksın. Ne istifası?
ONLAR DA VURGUNUN BİR PARÇASI
Takasbank'ta borç verenle borç alan birbirini tanımaz bir şaibe bulaşmasın diye. Yasa böyle. Ama bakıyorsunuz ki bazıları bu riski görüyor. Malı görüyor, nasıl götüreceğini gayet iyi biliyor. E nasıl oluyor bu? Bu düzen nasıl inşa edildi? Yurt dışındaki kredi derecelendirme kuruluşu bunu görüyor. Ama bizim Sermaye Piyasası Kurulu görmüyor, BDDK görmüyor, hiçbirisi görmüyor. Neden? Onlar da vurgunun bir parçası. Siyasetçiyle bürokratın el ele verdiği ve milleti soyduğu bir sürecin içindeyiz. Bunun da önüne geçeceğiz.
Ayrıca, bunları denetlemesi gereken, yani devlet adına bu kurumları denetlemesi gereken kişiler bu kurumların yönetim kurullarında görev alıyorlar. Yani kimi kime teslim ediyorsunuz? Kimi kime teslim ediyorsunuz? Bu nasıl denetleyecek? Zaten sorumlu. Zaten yönetiminde görev alıyor. Bu atamayı hangi ahlaki temele dayanarak yaptınız? Bunu da soruyoruz. Denetçi, denetlenecek kurumun yönetim kuruluna hangi ahlaki temellere dayanarak atama yaptınız? Ya devleti çürütüyorsunuz siz. Denetçi de malı götürürse ne olacak? Kime 'denetle' diyeceğiz? Hadi saray götürüyor, bakanlar götürüyor... Bürokratlar götürüyor, siyasetçiler götürüyor. Ya bu memleket götürenlerin ülkesi mi Allah aşkına?
MALI GÖTÜRENLERİN İSİMLERİNİ AÇIKLAYIN
Size hesap sormazsak namerdiz biz. Hesap soracağız. Yine sorduk, kardeşim, bu malı götürenlerin listesini açıklayın ya. Hırsızın adını açıklamak niye bu kadar zor oluyor? Gidiyorsunuz sanatçıları gözaltına alıyorsunuz; 'Efendim şöyledir' veya bu gerekçeyle. Belediye başkanlarını alıyorsunuz. Ellerine kelepçe vuruyorsunuz. Televizyon ekranlarını çağırıyorsunuz, televizyonları çağırıyorsunuz. Gazetecileri çağırıyorsunuz. Ya kardeşim, dünyanın soygununu yapan insanların listesini açıklamıyorsunuz. Neden? Yoksa siz de mi o sürecin bir parçasısınız? Yoksa siz de mi bu sürecin içinden malı götürenlerin parçasısınız? Siyasetçilerle bürokratların iş birliği yaptığı bir düzen düzen değildir. Bu düzende çark çalışmaz, çalışmıyor da zaten. O nedenle biz bu olayın bütün ayrıntılarıyla açığa çıkmasını isteriz.” ANKA