Aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş ile gazetecilik uzmanlık derneklerinin de olduğu basın meslek örgütleri, son günlerde basın özgürlüğüne karşı artan baskıları yurt çapında protesto etti.

Basın meslek örgütlerinin ortak çağrısıyla, TELE 1 televizyonuna kayyım atanmasının yıl dönümü olan 24 Ekim'de meydanlara çıkan gazeteciler İstanbul'da Kadıköy Boğa'dan İskele'ye yürüyüş düzenledi. Yürüyüş ve açıklama boyunca çok sayıda polisin görevlendirildiği görüldü.

PARTİLERDEN VE SENDİKALARDAN DESTEK

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, YENİ Parti milletvekilleri Özgür Karabat, Gökan Zeybek, Mahmut Tanal'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasi parti temsilcisinin destek verdiği yürüyüşte, aralarında TGS Başkanı Gökhan Durmuş, TGS Genel Sekreteri Sibel Güneş ve Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in de bulunduğu basın meslek örgütü temsilcileri "Sansür'ü Hayır, Habere Özgürlük" pankartını taşıdı.

gazeteciler_kadikoylem1.jpeg

"GAZETECİLER TUTSAK, FONCULAR ÖZGÜR"

Geçen yıl kayyım atanan TELE 1 ile önceki hafta kayyım atanan Halk TV çalışanlarının da katıldığı yürüyüşte tutuklu gazetecilerden; Selahattin Günday, İsmail Arı, Şaban Sevinç, Merdan Yanardağ, İrem Delice, Murat Ağırel, Fatih Ergün ve Tuğba Tekerek'in isimleri sık sık tekrar edildi. "Gazeteciler tutsak, foncular özgür", "Sansüre, kıyıma, kayyuma hayır", "Yaşasın basın dayanışması", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz", "Foncular dışarda, gazeteciler içerde", "Özgür basın susturulamaz" ve "Susma, sustukça sıra sana gelecek" sloganları atıldı.

"ARTIK YETER! NEFES ALAMIYORUZ!"

Meslek örgütleri tarafından hazırlanan "Artık Yeter! Nefes Alamıyoruz" başlıklı ortak açıklamayı ise TGS Başkanı Gökhan Durmuş okudu. "Türkiye’de Gazetecilik, İktidarların, Siyasilerin Ya Da Sermayenin Değil Halkın Yanında Olmaktır!" diye başlayan açıklamada "Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!" denildi.

gazeteciler_kadikoylem.jpeg

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN SÖZ EDİLEMEZ

"Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız" denilen açıklamada "Televizyon kanallarına kayyum atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez" ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada "Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor." denildi.

"SUSTURULAR YURTTAŞLARIN DA HAKKIDIR"

Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu, toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır.

SON 2 YILIN BİLANÇOSU

Açıklamada şöyle denildi: Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır.

Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz.

"SANSÜRE KARŞI YAN YANA GELİN!"

Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Otosansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir.

TALEPLER SIRALANDI

Açıklama şu taleplerle sona erdi:

"Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir. Basın meslek örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz. Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!
-Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın
-Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin
-Medyada Kayyum uygulamalarına son verin
-Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın
-Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın
-Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin.

HABER VİDEOSUKoza TV video
KAYNAKKoza TV