İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana İBB Davası’nın ardından bu duruşmaya katılan İmamoğlu, suçlamalara ve iddianamede yer alan kamu zararı iddialarına yanıt verdi.

İddianamede 122 bin liralık "kamu zararı" iddiası

İddianamede, İmamoğlu İnşaat’a ait hususi bir aracın Beylikdüzü Belediyesi’ne bedelsiz tahsis edildiği, makam aracı olarak kullanılan bu taşıtın yakıt, bakım, lastik ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı belirtilerek 122 bin 305 TL kamu zararı oluştuğu öne sürülüyor.

Aynı davada İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş da yargılanan isimler arasında yer alıyor. Duruşmayı YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve çok sayıda vatandaş takip etti. Salon kapasitesinin dolması üzerine jandarma binaya girişleri kapattı.

"Milletin parasını kurtarma hamlesinden suç çıkarmaya çalışıyorlar"

Savunmasında sürecin arkasındaki mantığı sorgulayan İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde ihaleyle kiralanması planlanan yüksek maliyetli aracı reddettiğini vurguladı. O günün şartlarında aylık kirası 3 bin doları aşan bir araç yerine kendi şirketine ait aracı belediyeye bedelsiz tahsis ettiğini belirten İmamoğlu, şunları söyledi:

"O dönem KDV dahil 7 bin 200 liraya denk gelen, aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine 'Buna gerek yok, iade edin. Bu arabayı belediyeye bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır' diyerek yapılan işlemden Ekrem’e suç çıkarma girişimidir bu. Benim aracım varsa milletin parasını neden makam aracına harcayayım? Yıllar önce yaptığım bu kamu yararı tercihi, bugün dönüp dolaşıp ceza davasının konusu yapılıyor."

Sokrates ve İstiklal Marşı göndermesi: "Korkuyla yönetime karşı duracağız"

Savunmasında Sokrates’in savunmasına ve Yalçın Küçük’ün korku ile itirafçılık üzerine tespitlerine atıfta bulunan İmamoğlu, adalet mekanizmalarının toplum üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasını eleştirdi:

"Sokrates, Atina Mahkemesi'nde kendisini uykuda olan atı uyandıran bir at sineğine benzetmiştir. Ben de bu ülkenin uyuşturulmak istenen her ortamında yurttaşlarıma seslendim. Niyetim insanları sarsmak değil, hakikati hatırlatmaktır. Gücün sınanmadığı yerde hukuk zayıflar, korkunun çoğaldığı yerde zulüm cesaret bulur."

İstiklal Marşı'nın "Korkma" kelimesiyle başlamasının tesadüf olmadığını belirten İmamoğlu; hakim, savcı, siyasetçi, gazeteci ve vatandaşların korkmadan yaşayabileceği bir düzenin kurulması gerektiğinin altını çizdi.

"Soruşturmalardaki çifte standart gözler önünde"

Konuşmasında kamu kaynaklarının kullanımı ve soruşturma süreçlerindeki farklı tutumlara dikkat çeken İmamoğlu, gündemdeki finansal dolandırıcılık iddialarına da değindi. Kendilerine yönelik incelemelerin inceliğine vurgu yaparken şu soruyu sordu:

"Ekrem’i didik didik edelim, babasının tarlasını kazalım anlayışıyla hareket ediliyor. Peki soruyorum; bugün Türkiye’de 120 milyar dolarlık fon işinde 500 binden fazla insanı mağdur ettiği konuşulan kişilerin babalarının tarlalarını kazacaklar mı? O insanların evlerine gidip kasalarını drone’larla çekip yayınlayacaklar mı? Biz bunların hepsini yaşadık."

Lüks makam odaları ve kayyum eleştirisi

Kamu bütçesinin makam şatafatına harcanmasını da sert bir dille eleştiren İBB Başkanı, kayyum atamaları ve şatafatlı idari binalar üzerinden mesaj verdi:

"50 liralık benzin suçsa bunun da sorumluluğunu taşırım. Ancak bu absürt davanın arkasındaki zihniyetin ülkeye ne yaşattığını söylemek zorundayım. Yargı mensuplarının lojmanlarına harcanan milyonları mı, jakuzili belediye başkanı odalarını mı, yoksa Diyarbakır'da seçilmiş başkanın yerine atanan kayyumun yaptığı şatafatlı makam odalarını mı konuşalım? Seçilmiş belediye başkanı hapse atılırken yerine geçenlerin bu lüksü yaratabilmesi nasıl bir zihniyettir?"

İmamoğlu, konuşmasının sonunda geçmişte Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınarak tutuklanan Selçuk Mızraklı’ya da selam gönderdi.

ANKA

KAYNAKKoza TV