Yargıtay Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz’in bireysel başvurusunu "kabul edilebilir" bulan AYM, dosyayı esastan karara bağlamak üzere ilgili Bölüme sevk etti. Bu gelişme bir yandan emekliler arasında zam ve toplu ödeme beklentisi yaratırken, uzmanlar ise kararın hukuki sınırlarına dikkat çekerek abartılı beklentilere karşı uyarıda bulunuyor.
AYM Süreci Nasıl Gelişti?
2023 yılı Temmuz ayında çalışan memurlara ilave ödeme olarak verilen (8 bin TL) ve günümüzde net 24 bin 962 TL’ye kadar ulaşan seyyanen zammın memur emeklilerine yansıtılmaması üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz hukuki süreç başlattı.
Ankara 9. İdare Mahkemesi’nde reddedilen ve Anayasa'ya aykırılık iddiası "ciddi" bulunmadığı için somut norm denetimi yolu tıkandığından, dosya bireysel başvuru olarak AYM’ye taşındı.
AYM Komisyonu, yapılan başvuruları birleştirerek 18 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirdiği incelemede usul yönünden eksiklik görmedi ve başvurunun "kabul edilebilir" olduğuna karar verdi.
Böylece dosya esas incelemesi için AYM Bölümü’ne sevk edilmiş oldu.
Davacı Taraf: "Mali Kayıp 1 Milyon TL'yi Aştı, Karar Umut Verici"
Davanın avukatı Ali Erdem Gündoğan, kabul edilebilirlik kararının sürecin devam etmesi açısından kritik bir eşik olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
Aylık Kayıp: Seyyanen zammın verilmemesi nedeniyle memur emeklileri her ay ortalama 25 bin TL daha az ödeme alıyor.
Geriye Dönük Toplam: 39 aylık süreç dikkate alındığında, bu zammın yansıtılması durumunda geriye dönük hak edişin bir emekli için 621.400 TL seviyesinde olduğu hesaplanıyor.
AZİZ ÇELİK'TEN UYARI
"AYM tüm emeklilere otomatik zam yapacak" şeklinde algılanması üzerine Çalışma Ekonomisti Prof. Dr. Aziz Çelik bir açıklama yaparak uyarıda bulundu.
Hukuk mücadelesinin önemini ve Sayın Çilesiz'in girişimini takdir ettiğini belirten Çelik, oluşan abartılı beklentilerin hukuki gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti:
İptal Davası Değil, Bireysel Başvuru:
Dosyanın bir kanun iptali (norm denetimi) davası olmadığını vurgulayan Çelik, “Ankara 9. İdare Mahkemesi Anayasa’ya aykırılık iddiasını 'ciddi' bulmadığı için iptal yolu kapandı. AYM bu dosyada kanunu iptal edemez” dedi.
AYM’nin bireysel başvuru kararlarının herkesi kapsamayacağını belirten Çelik, olası bir hak ihlali kararının tüm memur emeklilerine otomatik toplu ödeme sağlamayacağını, kararın yalnızca başvurucuyu ilgilendirdiğini altını çizdi.
Çelik, "kabul edilebilirlik" kararının başvurunun usulen uygun olduğunu gösterdiğini, esastan haklı bulunma veya ihlal kararı anlamına gelmediğini hatırlattı.
AYM’nin kanun koyucu gibi hareket edip zam yapma yetkisine sahip olmadığını belirten Çelik, mahkemenin ancak ihlal tespiti yapıp tazminata karar verebileceğini veya TBMM’ye yapısal sorunu bildirebileceğini ifade etti.
Prof. Dr. Aziz Çelik'e göre sürecin en büyük işlevi hukuki olmaktan ziyade siyasi bir baskı aracı olması. AYM’den çıkabilecek olası bir ihlal kararı, emeklilerin yaşadığı mağduriyeti tescilleyerek TBMM ve hükümet üzerinde doğrudan bir kamuoyu baskısı oluşturabilir. Ancak sonuç olarak emekliye ödemeyi yapacak veya yasayı değiştirecek merci yargı değil, yasama organıdır (TBMM). Bu nedenle uzmanlar, emeklilerin gerekçesiz beklentilere sokulmaması ve hukuk mücadelesinin fiili/sendikal mücadeleyle birleştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.












