Mevcut gençlik politikalarını ve partilerin yaklaşımını değerlendiren Durlanık, "Türk siyasetinde gençler ne yazık ki hak ettiği rolü alamıyor. Gençlerden beklenen şey çoğunlukla geri planda kalmaları, saha organizasyonlarını yürütmeleri ve kendilerine verilen talimatları yerine getirmeleri oluyor. Oysa günümüz siyasetinde iktidara giden yol, gençleri sadece sahada çalıştırmaktan değil, onların karar mekanizmasında yer almasından geçiyor" ifadelerini kullandı.
Gençlerin siyasi partilerin üst yönetiminde yer almamasının parti ile toplum arasında derin bir kopuşa yol açtığını belirten İsmail Durlanık, bu durumun toplumsal sorunların teşhisini de zorlaştırdığını dile getirerek; "Siyasi partilerin karar verme mekanizmalarında gençlere yeterince yer verilmemesi, doğrudan toplumun dinamiklerini ve güncel sorunlarını anlayamama problemine yol açıyor. Jenerasyonlar arası dil ve beklenti farkı açıldıkça, partiler gençliğin yaşadığı ekonomik, sosyal ve kültürel problemleri analiz etmekte yetersiz kalıyor. Onlarla aynı dili konuşan, aynı kaygıları paylaşan genç aktörleri karar mekanizmalarına dâhil eden ve onlara söz hakkı tanıyan partiler, genç seçmenin oyunu almada her zaman bir adım önde olacaktır. Araştırmalarda 18-24 yaş grubunun geleneksel parti aidiyetlerinden en uzak kitle olduğu ve kararsız seçmen oranının bu grupta zirve yaptığı görülüyor. Gençlerin mevcut siyasi kadroları kendi sorunlarından kopuk bulduğunu ortaya koyan veriler; karar mekanizmalarında gençlere yer vermeyen partilerin genç seçmeni hızla kaybettiğini net bir şekilde kanıtlıyor" dedi
Dünyadan Örnek: Şili ve Gabriel Boric Deneyimi
İsmail Durlanık değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
"Tezimi doğrulayan en somut örneklerden biri, yakın dönem dünya siyasetinde Şili’de yaşandı. Şili'de 2011 yılındaki öğrenci hareketlerinin içinden çıkan Gabriel Boric ve ekibi, geleneksel siyasi yapıların gençlerin taleplerini anlamadaki yetersizliğini fırsata çevirerek iktidara geldi.
Yönetici kadrosunu ağırlıklı olarak genç siyasetçilerden kurduğu ve koalisyonlarla toplumun geniş kesimlerine ulaştığı Geniş Cephe (Frente Amplio) çatısı altında; genç seçmenin diliyle konuşup eğitim, ekonomi ve sosyal güvenceye dair sorunları doğrudan gündeme taşıyarak büyük bir seçim zaferine imza attı. Boric, 2022 seçiminin ardından 35 yaşında ülke tarihinin en genç devlet başkanı olurken; onunla birlikte karar masasına oturan genç kadrolar, siyasi partilerde genç temsilinin toplumsal sorunları çözmedeki doğrudan etkisini dünyaya kanıtlamış oldu. Boric, Şili siyasetinde genç neslin sesini iktidara taşıması ve sosyal haklar alanında somut adımlar atması açısından dönüştürücü bir figürdür.
Türkiye’de de benzer bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu, gençliği vitrin süsü değil siyasetin karar verici ortağı olarak gören anlayışın kazanacağını düşünüyorum. Şili ve Türkiye'nin toplumsal yapısındaki benzerlikler de son derece dikkat çekici: İki ülke de askeri travmalardan geçmiş, sosyo-ekonomik olarak derin eşitsizlikler barındıran ve genç nüfusunun beklentilerini geleneksel siyasetle karşılamakta zorlanan yapılara sahip. Bu doğrultuda Türkiye siyaseti için Boric örneğinin önemli bir referans kabul edilmesi gerektiğine inanıyorum."
















