Mersin Belediyesi ile Yenişehir ve Mezitli Belediyelerine yönelik operasyonda bir konutta yapılan arama görüntüsünde belediye başkanın eşinin mahrem görüntüleri servis edilmişti.

O görüntülere hemen hemen her kesimden büyük tepki gelmişti.

Sezgin Tanrıkulu da bununla ilgili bir önerge verdi.

Önergenin gerekçesinde, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in de aralarında bulunduğu 59 kişi hakkında gözaltı işlemi uygulandığına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilere yer verildi. Operasyon sırasında bir konutun kapısının açılması esnasında, üzerinde pijama bulunan bir kadının görüntüsünün polis kamerasıyla kaydedildiği, kadının kameranın kapatılmasını istemesine rağmen kayda devam edildiği aktarıldı.

Görüntünün daha sonra çeşitli basın ve internet mecralarında yayımlandığını belirten Tanrıkulu, kaydın hukuki dayanağının yanı sıra kim tarafından, hangi sistem üzerinden, hangi amaçla ve hangi yetkiyle üçüncü kişilerin erişimine açıldığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Tanrıkulu, gerekçede Anayasa’nın özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin 20’nci maddesine, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun soruşturmanın gizliliğini düzenleyen 157’nci maddesine ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun veri güvenliğine ilişkin 12’nci maddesine işaret etti.

Olayın yalnızca bir görüntü sızıntısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu nedenle söz konusu olayın münferit bir görüntü sızıntısı olarak değerlendirilmesi yerine, emniyet birimlerince gerçekleştirilen görüntülü kayıt işlemlerinin hukuki dayanağı, kayıtların saklama ve erişim protokolleri, sistem üzerindeki kullanıcı ve erişim logları, görüntünün kurum dışına çıkış biçimi ve sorumluluk zincirinin bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Kamu gücünü kullanan kolluk görevlilerinin gerçekleştirdiği işlemlerde hukuka uygunluk kadar, vatandaşların özel hayatının korunması, kişisel verilerin güvenliği, ölçülülük, gereklilik ve hesap verebilirlik ilkelerinin de güvence altında olması hukuk devletinin gereğidir.”

GÖRÜNTÜNÜN BASINA AKTARILMASINDA TALİMAT OLUP OLMADIĞINI SORDU

Tanrıkulu, görüntünün kaydedilmesinden basına yansımasına kadar geçen süreçteki dijital erişim ve aktarım zincirinin incelenmesini, sorumluluğu tespit edilen kamu görevlileri hakkında yapılacak işlemlerin açıklanmasını istedi.

Tanrıkulu, Yılmaz'a şu soruları yöneltti:

“Arama işlemi sırasında konut sakininin açıkça görüntü alınmamasını istemesine rağmen kayda devam edilmesine ilişkin herhangi bir kolluk prosedürü veya talimatı bulunmakta mıdır?

Kamuoyuna yansıyan görüntünün hangi polis birimi veya hangi kolluk personeli tarafından kaydedildiği tespit edilmiş midir?

Görüntünün ilk olarak hangi kişi, kurum, birim veya iletişim kanalı üzerinden üçüncü kişilere ulaştırıldığı belirlenmiş midir?

Görüntünün basın kuruluşlarına servis edilmesi yönünde İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Mersin Valiliği veya başka herhangi bir kamu kurumundan sözlü ya da yazılı bir talimat verilmiş midir?

Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı veya başka bir merkezi kamu kurumu tarafından söz konusu görüntünün kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin herhangi bir talimat, koordinasyon veya bilgilendirme yapılmış mıdır?

Görüntünün kaydedilmesi veya basına yansımasıyla ilgili olarak kamu görevlileri hakkında adli ya da idari soruşturma açılmış mıdır?

Soruşturma dosyasıyla ilgisi bulunmayan kişilerin görüntülerinin otomatik olarak veya yetkili bir personel tarafından anonimleştirilmesi, maskelenmesi ya da erişiminin sınırlandırılması yönünde bir uygulama bulunmakta mıdır?

Kolluk tarafından elde edilen görüntülerin siyasi iletişim veya kamuoyu oluşturma amacıyla kullanılmasını engelleyecek açık bir denetim mekanizması oluşturulacak mıdır?

Olayın tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturulması amacıyla görüntünün ilk kaydedildiği andan basına yansıdığı ana kadar olan tüm dijital erişim ve aktarım zincirinin bağımsız bir teknik incelemeye tabi tutulması sağlanacak mıdır?”

KAYNAKKoza TV