Komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı gösterisindeki ifadeleri nedeniyle üç ayrı suçtan 12 yıl 2 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. Göktaş 88 gündür tutuklu bulunuyor.
Deniz Göktaş'ın, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelediği gösterideki sözleri nedeniyle, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı dava başladı.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen davanın ilk duruşması, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapılıyor.
Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Deniz Göktaş, duruşma salonunda hazır bulundu.
Duruşma öncesinde adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Sabah saatlerinden itibaren adliyeye yalnızca çalışanlar, basın kartı sahibi gazeteciler ve duruşması bulunan kişiler alındı.
SAVUNMASINDA NELER SÖYLEDİ?
Deniz Göktaş'ın savunmasından başlıklar:
Haşemalılara dönük bir ayrımcılık değil bu ayrımcılığı yapanlara dönük eleştiri var söylediklerimde.
Dalgıçlarla ilgili cümlemde eleştirdiğimin tam tersiyle yargılanıyorum. Suçlamayı savcılık sorgusunda öğrendim. Savcı da izlememiş zaten. Ben neyle suçlandığımı anlamadım. Savcı da haşemalıları aşağıladığımı söyledi.
Kutsal kitaba saygısızlık ederek, inançlı insanların değerlerini aşağılayarak şehir şehir gezip gösteri yapmaya devam edebilmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Suçlama doğru değildir.
Beni kin ve düşmanlığa tahrikle suçlayarak cimer’e şikayet eden ikisini anlatacağım. Birisi idam edilmemi istemiş, diğeri bizde olmadığı için idam cezası olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Ben kin ve tahrikle suçlanıyorum ama bu iki kişide tüm Ortadoğu’ya yetecek kadar kin var.
Gösteri 4 milyon kez izlenmiş, 100 binden fazla kişi anlık izlemiş. Hakkımda 185 ayrı cimer şikayeti olmuş dini değerleri aşağılama suçlamasından ise sadece bir tek kişi şikayetçi olmuş. Onu da kırpılarak manipülatif hale getirilmiş videolarla yapmış. Ve bu bir kişinin şikayeti haklı bulunmuş.
Yaptığım söylediğim her şey politik mizahi eleştiridir. Ve çıktığımda buna devam edeceğim.
Bir emekli polis geçinemediği için intihar ederken diğer yandan Fatma Betül Sayan Kaya fon vurgununda usulsüzce kazandığı paralarla ilgili görevinden affını istedi.
Politik mizah yasak değilse diktatör demek suç değildir.
Meslek büyüklerim (adlarını saydı) gösterimi izlese benim yumuşak dilli olduğumu söylerdi. Kendilerinin yaptıkları daha sert mizahın ve ağır eleştirinin suçlama konusu edilmediği bir dönemde işlerini yaptılar. Ama şimdi tersi yaşanıyor.
CB için terapiye gitmesi yönünde ifadelerim de hakaret olarak niteleniyor. Ben psikoloji mezunuyum ve terapiyi hakaret olarak görmem ve kullanmam.
Diktatör sözcüğü hakaret değildir. Bir başka komedyen cumhurbaşkanı için diktatör yerine demokrattır dese benden daha çok güldürür.
Cem Küçük’ün hücre komşusu olarak hapishanede bekledim. 4 cümle için iddianame hazırlamak 57 gün sürdü.
Adliyeye getirildiğimde zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. 3 kez reddetmeme rağmen ellerim kelepçeli halde iken yanıma getirildi. Halbuki kendisinin benim üzerimden reklam yapmaması için görüşmek istemiyordum. Ama getirdiler tanıma ve bana, “neden döndün ki ülkeye” dedi. Ben de kendisine “CHP’yi salın” dedim.
Kendi rızamla geldiğim halde gözaltında kelepçe takıldı. Zaten 4 saniye sürdü. Bir kurgu hazırlandığını farkettim be 4 ayrı kez çekim yapıldı. Çünkü her çekimde kameralara gülümseyerek poz verdim. Arada polisler bana neden geri döndüğümü soruyordu çünkü kendileri gitse dönmeyeceklerini anlatıyordu.
Her yıl düzenli olarak yurtdışına giderim. Bu rutin program dahilinde yurtdışındayken kaçtığımı söylediler. Ben kaçmam, aksine orada yaşayan arkadaşlarımı geri dönmeye ikna etmeye beyin göçünü engellemeye çalışıyorum arkadaşlarıma dönün diyerek.
Gösterimin YouTtube kanalında yayınlamasının ardından ilk iki gün çeşitli yerlerden suçlamalar üretilmeye çalışıldı. Üçüncü gün din üzerinden suçlama uydurulmaya karar verilerek ‘dini değerleri aşağılama’ suçlamasıyla organize bir saldırı kampanyası başlatıldı.
DURUŞMA SALONU ÖNÜNDE ÇEVİK KUVVET BEKLEDİ
Adliye binasında da güvenlik önlemleri artırıldı. Duruşma salonu önünde Çevik Kuvvet ekipleri bekledi. Duruşmayı izlemek isteyenler, duruşma başlamadan önce salona alınmadı.
Duruşma öncesi İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adliye önünde basın açıklaması düzenledi.
Basın açıklamasında “Deniz Göktaş yalnız değildir”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Deniz'e, mizaha, sanata özgürlük” sloganları atıldı.
Basın açıklamasında ilk olarak “Bu ülkeyi yönetenler istiyorlar ki kimse onların politikalarına ses çıkarmasın, onlar işçi ve emekçileri sömürürken, işçi ve emekçiler açlıkla, yoksullukla boğuşurken, antidemokratik uygulamalar yaparlarken, kayyımlarla, tutuklamalarla faşist bir rejimi inşa etmeye çalışırken kimse itiraz etmesin istiyorlar. Dikensiz bir gül bahçesi istiyorlar. Ama başta bugün burada toplanan insanlar olmak üzere Türkiye’nin her yerinde işçi ve emekçiler, mücadele eden sendikacılar, aydınlar, akademisyenler, gençler, kadınlar emeği için geleceği için yaşamları için mücadele etmeye devam ediyor ve edecek” denildi.
Kurumlar adına yapılan basın açıklamasında ise şunlar kaydedildi: Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı, hakkındaki tüm suçlamalar düşürülmelidir. Düşünce, ifade ve sanat özgürlüğü pazarlık konusu değildir. Bir komedyeni cezaevinde tutarak halkı susturabileceğini sananlar yanılıyor. Her tutuklama itirazı daha geniş bir kalabalığa taşıyacak. Bu adliye önündeki kalabalık bunun kanıtıdır. Yarın her sahnede, her meydanda gülmeye, konuşmaya, itiraz etmeye ve eleştirmeye devam edeceğiz. Deniz Göktaş’a özgürlük. Mizahın ve sanatın gücüne baskı ve sansürle pranga vurulamaz.”












