İzmir'de 30 Ekim 2020'de Seferihisar açıklarında saat 14.51'de, yerin 16,54 kilometre derinliğinde meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki deprem, yaklaşık 15 saniye sürmesine rağmen kentte derin izler bıraktı.

Depremde 117 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda bina yıkıldı veya hasar gördü. Sarsıntının ardından Seferihisar'ın Sığacık Mahallesi'nde tsunami yaşanırken, en büyük yıkım merkez üssünden yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Bayraklı ve Bornova ilçelerinde meydana geldi.

Depremin üzerinden geçen 6 yılda çok sayıda konut yeniden inşa edilirken, bazı depremzedeler ise hâlâ evlerine kavuşamadı.

İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Haydar Özkan, depremin 6'ncı yılında yaşanan sorunları ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi. Depremin ardından devlet tarafından yaklaşık 5 bin konut yapıldığını belirten Özkan, ağır hasarlı binalarda yaşayanların depremzede olarak kabul edildiğini, orta ve az hasarlı binalarda yaşayanların ise aynı kapsamda değerlendirilmediğini söyledi. Orta hasarlı binalar için güçlendirme kredisi tahsis edildiğini ancak bölgedeki zemin koşulları nedeniyle bu binaların da yıkıldığını ifade eden Özkan, "6 yıl geçti. Şu anda hâlâ temelini atmamış, inşaatına başlayamamış insanlarımız var. Bununla ilgili ben sıkıntılarımızı sürekli dile getiriyorum. Devletimizden ve yerel yönetimlerimizden sürekli medet umuyoruz, yardım istiyoruz" diye konuştu.

"EVİNİ GÖREMEDEN ÖLEN DEPREMZEDELER VAR"

Depremin ardından evlerinden, mahallelerinden ve şehirlerinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşların hâlâ geri dönemediklerini belirten Özkan, "Evi yıkılan ama yeni yapılacak olan evini göremeden ölen depremzedelerimiz var maalesef. Evlerine sözleşmesini yapamayan hâlâ depremzedelerimiz var maalesef. Evinden ayrılan, hatta ilinden ayrılan depremzedelerimiz var. Okulundan, mahallesinden, arkadaşından, dostundan ayrılan depremzedelerimiz var. Hâlâ geri dönüşü sağlayamadılar" ifadelerini kullandı.

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI UYARDI

Öte yandan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şube Başkanı Bengi Atak da, 30 Ekim İzmir depreminin altıncı yılında yapı stoku uyarısında bulundu. Kentteki yaklaşık 1 milyon binanın yarısından fazlasının 1999 öncesinde inşa edildiğini belirten Atak, 3 ilçede yaklaşık 123 bin binanın tarandığını söyledi. Riskli yapıların belirlenmesi ve dönüşümün devlet desteğiyle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Atak, binalara 5 yılda bir "vize" uygulanmasını önerdi.

İzmir'deki yaklaşık 1 milyon binanın yarısından fazlasının 1999 öncesinde inşa edildiğine dikkat çeken Atak, yapıların mühendislik incelemesinden geçirilmesi gerektiğini vurguladı:

"Sadece bizim gerçekleştirdiğimiz çalışmalar değil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının da yetkili isimlerinin yaptığı bazı açıklamalar var. Biz de binaları tararken asli unsurlardan biri yaşıdır. 1999 bizim için bir milattır. Büyük Kocaeli Depremi'nden öncesi ve sonrası yapım teknolojilerinde ve mevzuatlarda ciddi değişiklikler oldu çünkü. 1999 öncesi yapılmış olan bina stokumuz burada oldukça yüksek. Binalarımızın yarısından fazlası İzmir'de 1999 öncesi yapım. Onların biraz daha hassasiyetle incelenmesi gerekiyor. Ama bu demek değil ki yaşlı bina mutlaka dezavantajlıdır, yeni yapılmış bina mutlaka en iyisidir demek değil. Nitelikli bir mühendislik hizmetiyle aslında binanın mevcut durumu, performansı, taşıyıcı sisteminin tahrip edilip edilmediği dikkatle incelenmelidir. İzmir için baktığımızda evet, sayı çok. 900 bin, 1 milyona yakın binamız var. Bu binaların yarısından fazlası yaşlı. Riskli zemin bölgelerinde bulunan yapılarımız da oldukça çok. Aslında hassasiyetle bu envanter çalışmalarını tamamlayıp sonra da sonuçları üzerinden bir seferberlik çalışması başlatılması gerektiğini düşünüyoruz."

5 YILDA BİR TARAMA...

Kentsel dönüşümün bina bazlı uygulamalarla sınırlı kaldığını belirten Atak, riskli yapıların dönüşümünde devlet desteği ve bilimsel önceliklendirme gerektiğini söyledi:

Riskli binaların mutlaka yıkılması gerekmediğini, güçlendirmenin de önemli bir seçenek olduğunu belirten Atak, ulusal bir yapı bilgi sistemi kurulması çağrısında bulundu.

Deprem olmadan da binaların çöktüğünü hatırlatan Atak, yapıların 5 yılda bir uzman mühendisler tarafından kontrol edilmesini önerdi.

Atak, "Önerimiz, 5 yılda bir alanında uzman inşaat mühendislerinin oluşturduğu teknik bir heyet tarafından, kamu eliyle, binaların taranması ve ona göre de bir vize işleminin olup bir deprem sigortasının ona göre binaya yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu çok acil ihtiyacımızdır bizim Türkiye olarak. Yıkılan binalar bunu gösteriyor." dedi.

KAYNAKANKA