Duruşmayı, YENİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Evrim Rızvanoğlu, İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, eski Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve sanatçı Orhan Alkaya ile tutuklu aileleri de izledi.

Hasan İmamoğlu’na “Hoş geldin baba” diye seslenen Ekrem İmamoğlu, izleyicilere de “Kötüler kötü, biz iyiyiz” dedi. İmamoğlu ayrıca gazetecilere “Ayağınıza sağlık. İyi ki varsınız” diye teşekkürlerini iletti.

Kendisine “Seni bekliyoruz başkanım” diye seslenen kişiye İmamoğlu, “Beni beklemeden harekete geçin, biz sonra katılırız aranıza. Partinin içini doldurun” şeklinde seslendi. 

İMAMOĞLU’NDAN TEMEL FIKRASI

İBB Davası’nın görüldüğü salonun büyüklüğüne atıfta bulunan İmamoğlu, “Orada öyle bir salondayız ki kimseyi göremiyoruz. Bağıra bağıra fıkra bile anlatılmıyor. Temel’le Dursun statta buluşalım demişler ama yanlışlıkla karşı tribünlere düşmüşler. Dursun bağırmış, ‘Temel! Temel’. Temel’den ses yok. Dursun, ‘Bir dürbün verin de bakayım, belki oradadır’ demiş. Dürbünü vermişler. Dursun karşı tribüne bakmış, sonra kısık sesle bağırmış ‘Temel! Temel’” fıkrasını anlattı.

“MİLLETİMİZ ADINA ÜZÜLÜYORUM”

İBB Davası’nın devam ettiğini belirten İmamoğlu, “Orada çıkan her sanığın benim için önemi var. O nedenle burada öncelikle söz hakkı istiyorum” dedi. Duruşmada ilk olarak İmamoğlu'ne söz verildi. Yargı saldırısı altında bulunduklarını belirten İmamoğlu, şunları söyledi:

“Dönem içerisinde, sokağa çıksak, milyon insana sorsak, milyonun tamamının güldürecek bir isimle, casusluk davasıyla bu salondayız. Yüce Türk yargısını ve Türk yargısını temsil eden mahkemeyi, hakimler bu aklı evvel iddianameyi yazan 3-5 muhterisin ne yazık ki toplumu, bu ülkeyi ve bu mahkemeyi meşgul etmesini hep beraber yaşıyoruz. Türkiye çok şey yaşıyor, Türkiye çok ilginç bir dönemden geçiyor. Akıl tutulması desek kelime yetmiyor. Her sabah nasıl bir Türkiye’ye uyandığının bu millet farkında değil ve gerçekten cahillikle, yani çağın asrın cahilliğiyle, asrın akıl tutulmuşluğuyla mücadele eden bir toplum hâlindeyiz. 87 milyon dışarıda nasıl bilemiyorum, tahmin bile edemiyorum. Çok üzülüyorum, milletimiz adına. Ekim ayına giriyoruz. Ekim ayına girerken hatırlatmam gereken hususlar var. Çünkü tam 2 yıl önce 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki ağır yenilgi sonrası, iktidarın seçim kaybetmesi sonrası alınan karar gereği bir kişinin bakan yardımcılığından, yani siyasi bir görevden kanuna aykırı bir biçimde tekrar bir yargı görevine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ataması yapılıyor. 'Bu kanuna aykırı bir durumdur, asla uygun değildir' denilmesine rağmen ısrarla bu uygulanıyor.

“BAKAN YARDIMCISI, BAŞSAVCI OLARAK ATANDI”

Tebliğ edilen bu görev aslında sadece HSK’da belirlenmemiş, tümüyle siyasi bir talimatı yerine getirmek için talimatlandırılmış olduğu ve açıkçası yol haritası çizilmiş bir stratejiyi yerine getirmek amacıyla İstanbul’daki bu göreve getirildiği, fazla vakit geçmeden ortaya çıkıyor.

Tümüyle makam, mevki, menfaat odaklı bir görevdi bu görev. Zaten içinde olanların tamamı da menfaat, makam, mevki elde ettiler, çok net ispatlı. Bu yolculuk senaryosu, saray zihniyeti tarafından yazılmıştır.

Siyasi başarısızlığını, 25 yıl içinde ilk kez ikinci parti durumuna düşen hükümet partisi, hükümeti yöneten AK Parti’nin, halktan uzaklaşmış, halkın menfaati değil; bir avuç yandaşın kazancının derdine düşmüş, 87 milyonun derdine derman olamayan bu hükümetin yeni çözümü, yargı kollarının operasyonlarına yaslanarak, bir yöntem olacak şekilde karar alınmış ve bunun uygulayıcısı olarak da o dönem bakan yardımcısı, İstanbul’a başsavcı olarak atanmış, görevini yerine getirmek için hazırlık yapmıştır zaten. Süreç başlatılmıştır.

“MİLLETİMİZİN CEBİNDEN HARCANDI PARALAR”

İddia ediyorum, ağır bilançonun milletin sırtına yük edilen, 87 milyonun cebinden çıkan, bizzat cebinden çıkan rakamı, dövizden enflasyona, borsadan sanayiye, düşürülemeyen faizden gıda enflasyonuna kadar iddiayla ifade ediyorum, 250 milyar doları aşmıştır. Bu bedel, kayrılan bir avuç yandaş hariç, yani bunun adı ister güncel adıyla fonda vurgun yapan kişiler olsun, ister ihale peşinde koşan bir avuç insan olsun ya da siyasetin içinde kapalı kapılar ardında ya da başka görevlerindeyken bundan nemalanan insanlar olsun, bunlar hariç bu milletin her evladını, burada bulunan herkesi, güvenlik gücünden izleyicisine, gazetecisinden ailelere, hukukçulara varıncaya kadar herkesi derinden ilgilendirmektedir. İşçiyi, öğrenciyi, genci, emekliyi, ev kadınını yuva kuramayan kızlarımızı, oğullarımızı, sanayiciyi, çiftçiyi, üreten herkesi ilgilendirmektedir, işsizi ilgilendirmektedir. Okula aç giden ve açlık içerisinde karnını doyuramayan minnacık kızlarımızı, oğullarımızı, ilkokula giden çocuklarımızı ilgilendirmektedir. Hayatını kaybeden emeklilerimizi ilgilendirmektedir. Onun için bütün bu dediğim maliyet, kuruş kuruş, lira lira milletin cebinden bir başka elin oraya girip çıkmasıyla ne yazık ki çıkmıştır. Milletimizin cebinden bu paralar harcanmıştır.”

"NEPOTİZM ZİRVE YAPMIŞ"

Gündemdeki fon krizine ilişkin de konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Fon vurguncuları hakkında daha önce gerekli yerlere de uyarı yapılmış. Hatta bu uyarıyı yapan insanları hemen gözaltına atmışlar. Hatta utanmadan gözaltına aldıktan sonra bir kısım bu işin, bu vurgunun önde giden insanları ‘İyi ki tutuklatmadım’ diye de laf etmişler. Yani tutuklatma yetkisini bile kendinde gören insanlar bunlar. Çünkü niye? Bu işin içinde olan herkes bu iktidarın fertlerinin insanları. Eşi, dostu, akrabası; hepsi bu işin içinde. Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar, düzenleyecek düzenleyen de onlar. Eşler, dostlar, akrabalar, nepotizm böyle yani zirve yapmış. Ben akrabamı olduğum yere sokmadım. Kural getirdik. Bir yönetici varsa onun akrabası yönetici olamaz. Bir yöneticinin akrabası işe alınamaz. Bu kadar ileri taşıdık meseleleri, arkadaşlarım şahittir. Biz bu kurallarla devlette görev yaptık 11-12 senedir. Niye? Milletin evlatlarına burs verilsin diye.

FATMA BETÜL SAYAN KAYA TEPKİSİ...

Genç bir kadına 110 bin dolar İBB burs vermiş. Ekrem İmamoğlu ne yapmış? 5,5-6 senede, bugünün parasıyla 12,5 milyar lirayı 600 bin çocuğa dağıtmış. Onun için ben buradayım. ‘Milletin parası millete verilecek’ dedik biz, onun için ama bir kadın 110 bin dolar... Aynı kadını defalarca ‘Hadi burs aldın gittin yurt dışına, yaptın mı yapmadın mı o da belli değil, hadi geri dön hizmetini yap’ diye kuruma çağrılıyor, cevap bile vermiyor. Kuruma bile gelip kuruma hizmet bile etmiyor. Kayıtlı, tespitli. Bunu yaşattılar bize. Bu mektuplar kendisine yazılırken sayın cumhurbaşkanı o zaman başbakan, aynı anda başbakana da danışmanlık yapıyor. Benim yanımda öyle biri gezecek, kovarım onu. Bedelini ödettiririm ona. Onun için şimdi bunu kim tespit ediyor? Ana muhalefetin sözcüsü açıklıyor. Yahu Allah aşkına, ‘Kim yaptıysa ortaya çıksın’. Neymiş, AK Parti’nin sözcüleri acayip laflar ediyormuş, ‘Kim yaptıysa ortaya çıksın. Kim yaptıysa kendini ihbar etsin. Gitsin teslim olsun’. Vay anasını ya. Devleti düşürdükleri duruma bakar mısınız?

Savcı MİT Başkanlığına yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.

KAYNAKKoza TV