Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye’yi sarsan Gezi Parkı eylemleri döneminde yaşanan hak ihlallerine ilişkin kritik bir karara imza attı. İstanbul’da 3 Haziran 2013 tarihinde işine gittiği esnada polisin attığı gaz fişeğinin yüzüne isabet etmesi sonucu ağır yaralanan ve sol gözünde kalıcı görme kaybı oluşan Selçuk Yıldız’ın bireysel başvurusunu karara bağlayan Yüksek Mahkeme, adalet arayışında önemli bir eşiği aştı.

AYM, başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan "eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine" hükmetti.

NELER YAŞANMIŞTI?

Kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olayların en yoğun günlerinde, 3 Haziran 2013 tarihinde, Selçuk Yıldız çalıştığı lokantaya gitmek üzere Sancaktepe Belediyesi binasının önünden geçiyordu. Hiçbir eylemin içinde yer almayan ve sadece işine gitmekte olan Yıldız, yaklaşık beş metrelik çok yakın bir mesafeden bir polis memuru tarafından atılan gaz bombasının hedefi oldu.

Fişeğin yüzüne isabet etmesiyle kanlar içinde yere yığılan Yıldız, hastaneye kaldırıldı. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve ardından Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan müdahaleler ve adli raporlar, talihsiz adamın sol frontal bölgesinden yaralandığını ve sol gözünde kalıcı görme keskinliği kaybı ile kemik kırığı meydana geldiğini tescilledi.

YILLAR SÜREN HUKUK MÜCADALESİ

Yıldız, olaydan kısa süre sonra 12 Temmuz 2013’te İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak kendisini kasıtlı olarak hedef alan polislerin cezalandırılmasını istedi. Ancak soruşturma süreci başından itibaren engellerle karşılaştı. Emniyet Müdürlüğü, kamera görüntülerinin saklanma süresi aşıldığı için silindiğini iddia etti. İstanbul Valiliği ise ön inceleme sonucunda soruşturma izni vermedi; bu karar idari yargı yollarından da dönerek takipsizlik kararıyla sonuçlandı.

Bunun üzerine 2014 yılında AYM’ye bireysel başvuru yapan Yıldız, ilk zaferini 15 Şubat 2017’deki AYM kararıyla kazandı. Yüksek Mahkeme soruşturmanın etkili yürütülmediğine karar verince savcılık dosyayı yeniden açtı. Adli Tıp Kurumu raporu yaralanmanın ağırlığını ve organ kaybını belgelese de, MOBESE kayıtlarının silindiği gerekçesiyle bir türlü ilerleme sağlanamadı. Avukatının 2021 yılında yeni dijital deliller, haber görüntüleri ve TOMA görselleri sunmasına rağmen sonuç alınamaması üzerine Yıldız, AYM’ye ikinci kez bireysel başvuruda bulunmak zorunda kaldı.

DEVLET SORUMLUDUR

Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında, başvurucunun eylemlere katıldığına veya kolluk güçlerinin güç kullanmasını gerektirecek bir eylemde bulunduğuna dair en ufak bir delil bulunmadığına dikkat çekti. Toplumsal olaylara müdahale sırasında kolluğun son derece kontrollü hareket etmesi ve çevredeki masum sivillerin zarar görmemesi için tüm tedbirleri alması gerektiği vurgulandı.

Kararda şu çarpıcı tespitlere yer verildi: "Soruşturma, toplumsal olaya müdahale sırasında biber gazına başvurulmasının gerekliliğini ve gazın kontrollü kullanıldığını ortaya koyamamıştır. Dolayısıyla meydana gelen yaralanmadan devlet sorumludur. Başvurucunun maruz kaldığı bu muamele, sonuçlarıyla birlikte eziyet olarak kabul edilebilir."

AYM, gaz fişeği kullanmaya yetkili personelin tespiti ve ifadelerinin alınması konusunda yeterli araştırma yapılmadığını belirterek soruşturma usulünün de ihlal edildiğini tescilledi. Kararın bir örneği yeniden soruşturma açılması için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilirken, devletin Selçuk Yıldız’a net 540 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi.

ANKA

KAYNAKKoza TV