Eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, medya ve basın özgürlüğü üzerine yaptığı kapsamlı ve dikkat çekici açıklamalarla gündem yarattı. Görev yaptığı döneme dair önemli hatıralarını ve reformları paylaşan Arınç, günümüzdeki gazeteci tutuklamaları ve adli kontrol uygulamalarını sert bir dille eleştirdi.

2009-2016 yılları arasında başbakan yardımcılığının yanı sıra tüm medya ilişkilerinden sorumlu olduğunu hatırlatan Arınç; TRT, Anadolu Ajansı, BYEGM ve RTÜK gibi kurumların kendisine bağlı olduğunu belirtti.

Görev süresince paydaşlarla birlikte örnek niteliğinde bir RTÜK kanunu çıkardıklarını ve basın özgürlüğünü en geniş yorumuyla uyguladıklarını vurgulayan Arınç, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda "Biz göreve geldiğimiz ilk yıllarda AB standartlarında ifade özgürlüğünü ve habercilik anlayışını son noktasına kadar götürdük... Eleştiri ile hakaretin farkını, haberlerdeki doğruluğu, dürüstlüğü ve etik anlayışı göz ardı etmemek gereklidir." ifadesini kullandı.

Geçmişte uluslararası kurumların tutuklu gazetecilerle ilgili iddialarını araştırdıklarını belirten Arınç, o dönem listede adı geçen bazı kişilerin gazeteci kimliğinden ziyade adi suçlardan (banka soygunu, gasp vb.) hükümlü veya tutuklu olduğunu ve bu durumun uluslararası mercilere şeffaflıkla aktarıldığını ifade etti.

ERGENEKON SÜRECİNİ HATIRLATTI

Ergenekon süreci döneminde de adaletsizlikler karşısında sessiz kalmadığını vurgulayan Arınç, o döneme dair şu örneği verdi: "Sadece Ergenekon sürecinde gazeteciler ve bilim insanları da yargılanmaya başlayınca, ben özellikle gazeteci olarak bildiğim Nedim Şener ve Mustafa Balbay'a doğrudan sahip çıktım... Aynı şekilde dört yıl içeride kalmış değerli bir bilim insanı olan Sayın Mehmet Haberal’a bu sürecin her aşamasında sahip çıktım. Bu haklı davranışımız geç de olsa karşılık buldu ve hepsi beraat etti."

İSMAİL SAYMAZ ÖRNEĞİNE NASRETTİN HOCA TÜRBESİ BENZETMESİ

Açıklamalarının en dikkat çekici bölümünü güncel olaylara ayıran Arınç, gazeteci İsmail Saymaz'ın ev hapsi ve elektronik kelepçe uygulamasıyla karşı karşıya kalmasını değerlendirdi. Bu durumu hem "trajik" hem de "komik" olarak nitelendiren Arınç, "Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır... Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor. Bu hâliyle Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor." dedi.

"HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANAMAZ"

Basın özgürlüğünün toplumun tüm kesimleri için hayati olduğunu belirten Arınç, iktidarı desteklesin ya da muhalif olsun her görüşten gazetecinin dürüst haberciliğine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplantısındaki "Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var" sözlerine atıfta bulunan Arınç, gazetecilerin eleştiri ve araştırmalarının da aynı anlayışla karşılanması gerektiğini belirterek sözlerini noktaladı.

İSMAİL SAYMAZ'DAN TEŞEKKÜR

İsmail Saymaz ise sosyal medyadan bir açıklama yaptı ve "TBMM eski başkanı Sayın Bülent Arınç'a gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesine ilişkin demokrat tutumundan ve benimle ilgili düşüncelerinden ötürü çok teşekkür ediyorum" dedi.

KAYNAKKoza TV